Analiz

Yeni Yıldaki Durum ve Neoliberal Küreselleşmenin Krizi – Torkil Lauesen

2019 Yeni Yildaki Durum

Tarihin carpici bir sürecine giriyoruz. Kapitalizm düsüste. Sistemin
cöküsü yogun, bazen kaotiklesen iktisadi ve siyasi dalgalanmalarla
karakterize edilecek. Siradaki ekonomik kriz Brexit, Italya’daki
ekonomik krizler veya ABD ile Cin arasinda bir ticaret savasiyla
tetiklenebilir.

Kapitalizm siyasi kriz yasiyor. Burjuvazi, neoliberal küresellesmeye

devam etmek isteyenler ile ulus tabanli kapitalizme dönmek isteyenler

arasinda bölünmüs durumda. Burjuvazi icindeki bu yarik, Küresel

Kuzey’deki orta sinif ve isci sinifina; uluslararasi sermayeyle iliskili

gruplardan ulusal sektörlerle iliskili gruplara kadar ayri ayri

uzaniyor. Sorgulanmasi gereken yeni ittifaklar doguyor. Trump’in ABD

Baskani secilmesi, Ingiltere’deki Brexit hareketi, Fransa’daki Sari

Yelekliler ve sag popülizmin Avrupa’nin genelinde büyümesi, yukarida

bahsettigimiz bölünmenin ve onun dogurdugu kafa karisikliginin

belirtileridir.

Burjuvazi icindeki bu bölünme, emperyalist ülkelerdeki isci sinifi ve

orta sinifin, neoliberal küresellesmeye karsi yükselen direnisleriyle

daha da büyüyor. Endüstrinin Küresel Güney’e kaydirilmasinin sonucu

olarak, Kuzey’de issizlik ve ücret baskisi bas gösterdi. Özellestirme ve

azaltilan kamu harcamalari, refah devletini erozyona ugratti. Göcmenler

ve mülteciler ise ücret ve refaha ortak olan rakipler olarak

algilandilar. Zenginlerin yararlandigi vergi aflari ve vergi kacakciligi

imkanlari ile finans sektörünün ac gözlülügü de emek ile sermaye

arasindaki, Ikinci Dünya Savasi’ndan beri kapitalist iktisadi büyümenin

ve siyasi istikrarin temelini olusturan toplumsal sözlesmeyi parcalamada

rol oynadi. Sendikalar, isci partileri ve genel anlamda bir “marka”

olarak neoliberizmin hüküm sürdügü on yillar boyunca zayiflasalar da,

Küresel Kuzey’in isci sinifi tam anlamiyla aciz degildi. Ellerinde bir

silahlari kalmisti: gectigimiz yüzyilin basinda elde etmeyi basardiklari

parlamenter, (virgül atilabilir) demokratik sistem. Neoliberal

küresellesmeyi destekleyen siyasetciler, secmenler acisindan kan kaybina

ugrarlarken, siyasi ve iktisadi olarak milliyetci bir gündeme sahip

siyasetciler her yerde destek toplamaya devam ettiler. Eski

siyasetciler, uluslararasi sermayenin neoliberal küresellesmeye devam

etme talebiyle secmenin ulus tabanli kapitalist refah devleti talebi

arasindaki ayriligin üstesinden gelmek icin caresizce debeleniyorlar.

Imkansiz bir görev. Zaman geriye döndürülemez. Üretim ve tüketim,

gelinen noktada küresellesmis durumda. Endüstri, Küresel Kuzey’e

dönmeyecek. Kapitalist/sosyal demokrat refah devleti geri gelmeyecek.

Eski refah devletinin benimsedigi önlemlerin yok olusuna yönelik

kizginlik, Fransa’da gördügümüz Sari Yelekler eylemleri gibi protesto

hareketlerini ortaya cikariyor.

Milliyetci ve sosyal gündemlere sahip sag ve sol popülist hareketler,

neoliberal küresellesme sürecinde üstünde durdugu zemini kaybetmis

toplumsal gruplari temsil ediyorlar. ‘Pasta’daki paylarini zenginlerden

geri istiyorlar. Ne var ki, küresellesmis kapitalizmde zenginlik üretimi

ve paylasimi ulusal sinirlarla sinirlandirilamaz. Emperyalist iliskiler

uyarinca, deger akisi Küresel Güney’den Kuzey’e dogru gerceklesir. Bu

nedenle, pastanin paylasimi üzerine mücadele salt ulusal degildir,

küresel bir icerigi vardir. Bir ulusun zenginligi, o ulusun sinirlari

icerisinde üretilmek zorunda degildir. Bu hareketler, emperyalist

iliskileri analizlerine dahil etmezlerse, mücadelelerinde acikca

anti-emperyalist bir unsur yoksa, sadece ulusal zenginligin paylasimi

üzerine, o zenginligin nasil üretildigiyle ilgilenmeden mücadele

ederlerse, ulusal sovenistler icin sagdan sola tüm kapilari tamamen acik

birakmis olurlar. Anti-emperyalist olmadan, gercek anlamda

anti-kapitalist olunamaz; cünkü emperyalizm, kapitalist birikimin

isleyisi icin zaruridir.

Sari Yelekliler kapitalizmi yok etmek mi istiyorlar? Kesinlikle hayir.

Daha cok maas, sosyal güvenlik ve daha az vergi talep ediyorlar.

Basarili olacaklar mi? Belki bir miktar imtiyaz elde ederler ama

akintiyi tersine ceviremezler. Gelgelelim, hükümetleri indirebilirler;

neoliberalizmin krizini zorlastiracaklari kesin. Gelecekteki mücadeleler

icin buradan cikarilacak dersler var. Dünyanin benim bulundugum kisminda

-emperyalist merkez-, her tür milliyetcilige karsi teyakkuzda olmaliyiz.

Kapitalist ve emperyalist bir cercevede milliyetcilik, gericiliktir.

Dayanismamizin dayanagi yurttaslik degil, sinif ve enternasyonalizm

olmalidir.

ABD ve AB’deki neoliberaller ve milliyetciler arasindaki karsitlik, an

itibariyle en büyük degilse bile esas celiskilerden birini teskil

ediyor. Bu, diger celiskileri de etkiliyor ve kesinlikle küresel

sonuclari var. Önemli bir örnekle aciklayalim.

Cin, küresel neoliberalizmin yükselisiyle birlikte dünyanin en büyük

sanayi ürünleri ihracatcisi oldu. Neoliberalizmin bugünkü krizi, Cin

acisindan ihracatin azalmasi, dolayisiyla Cin’de iktisadi ve siyasi

krizin ortaya cikmasi anlamina geliyor. Eger neoliberal küresellesme

süreci devam edebilseydi, yükselen Cin burjuvazisi, küresel egemen

siniflara tam anlamiyla entegre olabilecek, Cin de böylelikle

kapitalizmin kendisiyle bütünlesmis bir parcasi haline gelecekti. Ne var

ki, neoliberalizmin krizi, ABD ve Cin arasindaki celiskilerin büyümesi

anlamina gelir. Yeni bir soguk/sicak savas geliyor olabilir. Ayni

zamanda, neoliberalizmin sonucu olarak ortaya cikan Cin’deki yeni

burjuvazi ile büyüyen proletarya arasindaki celiskiler de artiyor. Cin

proletaryasi, ürettigi degerdeki kendi payini alabilmek istiyor, bu

deger ise neoliberalism altinda Küresel Kuzey’e akiyor.

Küresel Kuzey’deki celiskilerin Güney’e etki etmesi gibi, Cin’deki

gelismeler de kapitalizmin kaderinde belirleyici rol oynuyor. Cin ve ABD

arasinda büyük capli bir meydan okuma veya Cin’deki sinif ve siyaset

mücadelelerinin yogunlasmasi, küresel ekonomi üzerinde muazzam bir

etkiye sahip olmasina neden olacaktir. Cin’de sosyalizmin dirilmesi,

Küresel Güney’in her yanindaki siyasi iklime etki eder. ABD ve Cin

arasindaki celiski veya Cin’in kendi icindeki celiskiler, dünyadaki

temel celiski haline gelebilir. O nedenle, Cin’deki gelismeleri gözden

kacirmamak gerekir.

Öte yandan, neoliberalizmin krizleri, kapitalizm icin bircok sorun

teskil etmekte.

Neoliberal küresellesmeyi regüle edebilmek icin güc bela kurulmus

kurumlar asinmaya devam ediyorlar: bu durum AB, NAFTA ve WTO (DTÖ) icin

gecerlidir. En son G bulusmalari (G20 G3 kastediliyor, bunu daha iyi

formülize edebilirseniz olur) tam bir fiyaskoydu; bu durum büyük oranda

Trump’in küresel liderlik eksikligi -ki kapitalizmin bekasi buna

baglidir- ile alakaliydi. NATO’da bile, emperyalizmin güvenliginin

faturasini kimin ödeyecegi üzerine ABD ve Avrupa Gücleri arasinda

büyüyen bir anlasmazlik var.

Bu küresel egilimlerin yaninda, bircok bölgesel celiski de zuhur ediyor.

Arap dünyasinin su ya da bu bölgesinde yarim yüzyildir savas var.

Libya’dan Suriye’ye, Irak’tan Yemen’e bircok ulus harabeye dönmüs

durumda. Ufukta baska savaslar gözüküyor: Iran ve Suudi Arabistan

cekismesi, ABD/AB ve Rusya arasindaki Ukrayna ve Kirim Yarimadasi

anlasmazligi, ABD ve Kuzey Kore arasindaki ihtilaf vb. Butün bunlarin

yaninda, hatta hepsinin temelinde, cevre ve iklim sorunlari bulunuyor ve

bunlar tüm insanlik üzerinde ciddi sonuclara yol acmaya muktedir. Bu

problemler, kendilerinin yaratilmasina en cok katkida bulunan ulus olan

ABD tarafindan inkar ediliyor.

Bu karmasik, inis cikisli ve tehlikeli durumda, esitlikci ve demokratik

bir dünya düzeni icin nasil bir yol izlemeliyiz?

Aklimizda bulundurmamiz gereken bazi noktalar var. Öncelikle, odagimizi

küresel bir perspektifi muhafaza edecek sekilde ayarlamaliyiz.

Kapitalizm, küresel bir sistemdir. Üretim ve tüketim küresellesmistir.

Kapitalizmin siyasi ve askeri stratejileri küresellesmistir. Temel

celiskiyi ve onun en kritik unsurunu küresel boyutta analiz edebilmeli

ve tanimlayabilmeliyiz. Temel celiskinin tesiri, tüm bölgesel, ulusal ve

yerel catismalar üzerine uzanir. Direnis, küresel perspektife dayanmak

zorundadir; bu perspektiften yola cikarak yerel mücadelenin stratejisi

planlanir. Devrimci durumu dogurabilecek olaylari saptayabilmeli, ne

türden mücadelelerin baska bir dünya düzenine önayak olabilecegini, bu

yolda hangi bilgi ve pratik becerilerin elde edilmesi gerektigini

kestirebilmeliyiz. Nasil bir örgüt bu is icin uygundur? Insanlari hangi

söylemle harekete gecirebiliriz? Degisen ittifaklarin sallantili

dünyasinda, kimlerin dostumuz kimlerin düsmanimiz oldugu konusunda

bilincli olmaliyiz. Hangi ittifaklarin stratejik, hangilerinin taktiksel

oldugunu bilmeli, düsmanimizin düsmaninin dostumuz olmak zorunda olmadigini anlamaliyiz.

Baska bir dünya düzeni icin yürütülecek mücadele, devrimci olmak

zorundadir. Ölmek üzere olan bir sistemde reform yapmanin hicbir mantigi

yok. Ideal olarak, agri kesici görevi gören anlik ve kisa soluklu

mücadeleleri, devrimci perspektifle bagdastirabilmeliyiz. Önümüzdeki

problemleri cözmek icin gerekenler konusunda illüzyona kapilamayiz.

Bütün bunlar, su an yapabileceklerimizin ötesinde olabilir. Fakat,

basarili olmak istiyorsak, kapasitemizi arttirmaliyiz. Tarihin kritik

bir dönemine giriyoruz; sadece kendimiz icin degil, gelecek nesiller

icin de. Kapitalizmin ic patlamasi, sosyalizmin küresel boyutta günes

gibi agirmasina mi yol acacak? Yoksa bizi barbarca siddet ve dogal

afetlerle dolu bir dünyaya mi cekecek/indirecek/düsürecek?

Torkil Lauesen

What is your reaction?

Excited
0
Happy
0
In Love
0
Not Sure
0
Silly
0

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in:Analiz