Latin Amerika

Zapatistaların Açıklaması: Kuşatmayı Kırdık

Kesintisiz’in Sunumu

1 Ocak 1994’te Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) yürürlüğe gireceği gün,yerlilerle
birlikte ayaklanmaya başlayan Zapatistalar, Chiapas’ta geniş bir bölgenin ve yedi belediyenin
kontrolünü ele geçirmeyi başardı. Aynı gün isyanın merkezi Lacandon Ormanlarından iş, toprak, ev,
gıda, eğitim, bağımsızlık, özgürlük, demokrasi gibi kimi taleplerini belirtildiği “Birinci Bildirge” okundu.
Meksika hükümeti ve iş birliği içinde olduğu küresel oligarşinin bu taleplere karşılığı ise askerî harekât
oldu. Saldırıya karşı yerli halktan ve isyanı destekleyen dünya genelindeki protestolardan destek alan
Zapatistalar askeri saldırıyı bertaraf etmeyi başardı. Hükümetin kontrol ettiği idari bölgelerden
çekilen Zapatistalar bunun karşılığında ele geçirdiği bölgelerde özerk bir yönetim kurdu. 
Zapatist isyanın etkisi küresel çapta da yankı buldu. SSCB ve Berlin Duvarı’nın çöktüğü, Thatcher ve
Reagan sonrasında biçimlenen Washington Konsensüsü’nün hâkim olduğu dönemde gerçekleşen
isyan, herkes için her şeyi kendisi için hiçbir şeyi istemeyen yeni bir politikanın öncüsü oldu.
Neoliberal küreselleşemeye karşı direnişe geçen toplumsal hareketler, Zapatist isyanın başarısı
sayesinde moral kaynağı bulmalarının yanı sıra anonimliğe, kolektif yönetime, devlet dışı dayanan
ağlara yapıda mücadeleleri için örnek alabilecekleri metotlar buldular. Zapatistaların mücadelelerinde
önemli araçlardan birisi de karşı medya ağlarıydı. Enformasyon teknolojilerindeki ilerlemeyi medya
holdinglerinin hakimiyeti dışında bağımsız medya alanları yaratmak için kullanan Zapatistalar, bu
yönleriyle de birçok toplumsal harekete esin kaynağı oldu. Yerelden küresele uzanan mücadele
çevriminde Zapatistalar, devletin izole edici politikalarının yarattığı birçok zorluğu iletişimin gücüyle
aşarken, yerkürenin diğer bölgelerindeki halklar ise Zapatistaların sözcüklerinde isyanlarının rotasını
bulmaya çalıştı, iletişim ve medyanın devlet ve kapitalizme karşı mücadelelerinde nasıl kullanabileceği
konusunda önemli bilgiler edindi.

Zapatistalar Meksika ve dünya halklarıyla iletişime geçtikleri son bildiride aralık ayında göreve
başlayan yeni Başkan Andrés Manuel López Obrador’un hükümetinin özerk bölgelere saldırılara
devam ettiğini açıklarken, ”solcu” olarak tanımlanan bu yeni yönetiminde neoliberal projeleri ve
direnen yerli halklara karşı yaptığı katliamlarla küresel oligarşinin hizmetinde olduğunu açıklıyor.
Bunla birlikte yıllardır devam eden baskı politikalarına, askeri saldırılara ve izolasyon çabalarına
rağmen direnişin kuşatmayı kırarak büyümeye devam ettiğini ve ”İyi Hükümet Konseyi”ne
sahip Caracoles sayısının 12’ye çıktığını açıklıyorlar. Toplumdan öğrenerek liderlik etme, karşı medya
biçimleri üzerinden örgütlenen toplumsal ağların-hareketlerin inşası ve özerk silahlı varlıklarıyla
neoliberalizmin karşısında yeni bir politik hayal gücünün tohumunu eken, mücadele için esin kaynağı
olmayan sürdüren Zapatistaların mücadelenin gelinen aşamasına dair yayınladıkları son metni
okuyucularımıza sunuyoruz.

17 Ağustos 2019
Meksika Halklarına,
Tüm Dünya Halklarına,
Ulusal Yerli Kongresi ve Yerli Yönetim Konseyine,
İsyan, Direniş ve Destek Ağlarına,
Hermanos, Hermanas, Hermanoas;

Compeneras, Companeros, Companeroas!


Kelimelerimizi getiriyoruz. Dünün, bugünün ve yarının sözcükleri. Bunlar, isyanın ve direnişin
sözcükleri.

Ekim 2016’da, yani neredeyse yaklaşık 3 yıl önce, Ulusal Yerli Kongresi’nin (CNI) yirminci yıl dönümü
sırasında, kongrenin kardeş örgütleri ve EZLN, bölgemizin ve topraklarımızın savunulması konusunda
saldırıya geçme sözü verdiler.
Kötü hükümetler, kabile liderleri, yabancı şirketler, suçlular ve kanunlar tarafından zulme uğradıkça;
hakaretler, aşağılamalar ve ölümler biriktirdikçe; bizler, yani yerli halk (yeryüzünün koruyucuları)
saldırıya geçmeye, direniş ve isyan şarkıları söylemeye karar verdik.

Yerli Yönetim Konseyi’nin (CIG) kurulması ve Marichuy’un* sözcü olarak seçilmesiyle birlikte Ulusal
Yerli Kongresi, şehirdeki ve kırsaldaki yoldaşlarımıza ikaz ve örgüt haberlerinin ulaştırılması görevlerini
üstlendi. Bu arada EZLN; sözleri, fikirleri ve örgütü ile mücadelesinde de saldırıya geçti.
*María de Jesús Patricio Martínez

Kendimizi CNI-CIG’ye ve sözcüsüne karşı sorumlu tutma zamanı geldi. Böylelikle halklarımız, vaat
ettiğimiz şeyleri yerine getirip getirmediğimize karar verebilirler. Ancak sorumluluğumuz yalnızca CNI-
CIG’e karşı değildir; ek olarak Meksika ve dünyanın diğer yerlerinden Zapatista halkıyla ilgilenen
örgütlere, gruplara, kolektiflere ve bireylerle de bir borcumuz var. Çünkü onlar takvimleri,
coğrafyaları ve alışkanlıkları ne olursa olsun bizi bölmek için inşa edilmiş duvarları, sınırları ve
kuşatmaları göz ardı ediyorlar; böylece onların kalpleri bizimkilerle olmaya devam ediyor.

Yeni (cumhurbaşkanlığı) yönetiminin ortaya çıkması bizi kandıramadı. Gerçek patronun paradan
başka bir vatanı olmadığını ve aynı patronun “ülkeler” olarak adlandırdığı dünyadaki toprakların
büyük çoğunluğuna hükmettiğini biliyoruz. Ayrıca isyanın, şerefin ve öfkenin kesinlikle yasak
olduğunu da biliyoruz. Buna rağmen dünyanın her yerinde, en ücra ve köhne yerlerinde bile bu
makine tarafından yutulmaya direnen, teslim olmayı ve pes etmeyi reddeden insanlar var. Bu insanlar
birçok renge sahipler, birçok bayrak taşıyorlar, birçok dilde giyiniyorlar, ayrıca direnişleri ve isyanları
muazzam.

Büyük patron ve onun yöneticileri, kötü örnekler olduğunu iddia ettikleri insanları zapt etmek için
duvarlar, sınırlar ve kuşatmalar inşa ediyorlar. Ancak onlar asla başarıya ulaşamayacak. Çünkü şeref,
cesaret, öfke ve isyan, uzaklaştırılamaz veya hapsedilemez. Duvarlarının, sınırlarının, kuşatmaların,
orduların, polis güçlerinin, yasaların ve yürütme emirlerinin arkasına saklansalar bile er ya da geç
isyan hesap sormak için gelecektir. O gün tüm bunlar ne unutulacak ne de affedilecektir.

Özgürlüğümüzün ancak yerli halklar olarak bizim ellerimizde ortaya çıkacağını biliyoruz. Yeni
yöneticinin Meksika’ya atanmasıyla da aynı zulüm ve ölüm devam etti. Yeni yönetimin başa
geçmesinden sonraki birkaç ay içerisinde, mücadeleye devam eden CNI-CIG’li en az bir düzine
yoldaşmız öldürüldü. Öldürülenler arasında Zapatista topluluklarımız tarafından çok sevilen bir erkek
yoldaş da vardı: Samir Flores Soberanes. Samir; tüm halkları yok edecek, doğayı tahrip edecek ve
yerli halklarımızın kanını güçlü kapitalistlerin kârlarına dönüştürecek neoliberal megaprojeleri ile başa
gelen Meksika yöneticisi seçildikten hemen sonra öldürüldü. Bu nedenle öldürülen, hapse atılan,
zulüm gören veya kaybedilen kardeşlerimizi onurlandırmak için bugün sona erecek ve artık herkese
açık hale getireceğimiz Zapatista kampanyasının adını koymaya karar verdik: “SAMIR FLORES
YAŞIYOR!”. Topluluklarımıza karşı yürüttükleri kuşatmalara rağmen, yalan ve hakaret kampanyalarına
rağmen, askeri devriyelere, Meksika’nın Ulusal Muhafızlarının varlığına ve toplumsal programlar
olarak süslenmiş kontrgerilla kampanyalarına rağmen, hareketin küçümsenmiş ve unutulmuş
olmasına rağmen yıllarca süren sessiz çalışmalardan sonra büyüdük ve kendimizi daha da
güçlendirdik.

…Ve Kuşatmayı Kırdık

Kimseden müsaade istemeden kuşatmayı kırdık, böylece bir kez daha sizinle birlikte olabiliriz
“Hermanos, hermanas, hermanoas, compañeras, compañeros, compañeroas!”. Hükümetin halkımıza
karşı yürüttüğü kuşatmayı yendik – planları işe yaramadı ve asla işe yaramayacak. Herhangi bir
haritada görünmeyen ya da uydularda tespit edilemeyen seyahat yollarını ve rotalarını kullanarak
kuşatmaları kırdık; çünkü bu yollar, yalnızca atalarımızın düşüncesinde bulunur. Halklarımızın,
çocuklarımızın, büyüklerimizin ve yoldaşlarımızın tarihini, sözlerini ve örneklerini yüreklerimizde
taşıdık ve onlar da bizimle birlikte seyahat etti. Dışarıda yiyecek, barınak, dikkatle dinleyen bir kulak
ile başkalarının sözlerini bulduk. Birbirimizi yalnızca acıyı, öfkeyi ve kızgınlığı paylaşanların
anlayabileceği şekilde anladık. Bu süreçte inşa edilen duvarların ve kuşatmanın yalnızca ölüm
getirdiğini ve hükümetler tarafından sürekli olarak uygulanan bilinç satın alma/satma girişiminin her
geçen gün daha da yararsız hale geldiğini anladık. Bu girişimler artık kimseyi kandıramaz veya ikna
edemez; bu uygulamalar artık eski, paslanmış ve başarısızdır.

Bu kuşatmayı bu şekilde geride bırakırken Büyük Patron içeride sıkışıp kaldığımıza ikna oldu. Meksika
Ulusal Muhafızları’nı, askerlerini, polisini, hükümet projelerini, bildirileri ve yalanları uzaktan
görebiliyorduk. 10 kez Geldik, 100 kez gittik, 1000 kez ilerledik. Artık bizi kuşatmaya çalışanlar, daha
büyük bir isyan bölgesi tarafından kuşatılmış kirli bir lekeden başka bir şey değildi.

Herman@s companer@s:

Bugün size Meksika’nın güneydoğusundaki yeni bölgelerden olan yeni Caracoles ve daha özerk hale
gelen Zapatista belediyelerini takdim ediyoruz. Ayrıca bizler Özerk Zapatista İsyan ve Direnişi merkezi
olacağız. Çoğu durumda bu merkezler isyanlarda bir caracol, iyi bir hükümet konseyi olacak ve Özerk
Zapatista Belediyelerine (MAREZ) ev sahipliği yapacak. Zaman alsa da beş orijinal Caracoles, adından
da anlaşılacağı gibi, 15 yıllık siyasi ve örgütsel çalışmaların ardından kendilerini yeniden üretti. Özerk
belediyelerimiz ve İyi Yönetim Konseylerimiz, ayrıca yeni fidanlar dikerek onları büyütmeye başladılar.
Artık her biri İyi Hükümet Konseyine sahip 12 Caracoles var.

Bugün hükümetin kuşatma girişimini aşmamızı sağlayan bu üstel büyüme iki şeyden kaynaklanıyor:
Birincisi ve en önemlisi, büyümemiz Zapatista destek tabanlarındaki kadınlar, erkekler, çocuklar ve
büyükler tarafından belirlenen siyasi/örgütsel çalışmalardan kaynaklanıyor. Bu özellikle EZLN’nin
kadın ve genç nüfusu sayesinde gerçekleşti. Her yaştan Compañeras, diğer kuruluşlardaki kız
kardeşlerle ve henüz örgütlenmeyen kız kardeşlerle iletişime geçebilmek için harekete geçti.
Zapatista gençliği, kendi zevklerini ve arzularını hiçbir zaman terk etmeden bilimi ve sanatı kullandı,
böylece bu faaliyetler yoluyla isyanlarını gençliğe gittikçe daha fazla aktardı. Gençlerin çoğu, özellikle
de genç kadınlar, örgütümüzde görevler üstlendiler. Bu çalışmalarını yaratıcılıklarıyla, hünerleriyle ve
zekâlarıyla demlediler. Bugün, Zapatista kadınlarının Pijuy kuşu gibi önümüzü aydınlattığını, bize yol
gösterdiğini ve yolumuzu kaybetmemizi sağladığını gururla söyleyebiliriz.

Bu büyümeyi mümkün kılan ikinci şey ise toplulukları ve doğayı yok eden hükümet politikaları,
özellikle de mevcut yönetimin “Dördüncü Dönüşüm” olarak adlandırdığı politikalardır. Siyasi partileri
geleneksel olarak destekleyen topluluklar, mevcut yönetimin saygısızlığından, ırkçılığından,
açgözlülüğünden zarar gördüler ve gizli ya da açık isyanlara başladılar. Yukarıda, kontrgerilla
stratejilerinin Zapatista topluluklarını bölmeye hizmet edeceğini ve Zapatista olmayanları satın alıp
çatışma ortamı yaratacağını düşünenler, aslında topraklarımızı ve doğamızı korumak için kendimizi
adamanın çok daha faydalı olduğuna kardeşlerimizi ikna etmek için ihtiyaç duyduğumuz son
argümanları sağladı.

Hükümet, insanların ihtiyacı olanın para olduğunu düşünüyordu, aslında hâlâ da böyle düşünüyor.
Artık, Zapatista topluluklarıyla güneydoğudaki ve ülkenin diğer bölgelerindeki CNI’li kardeşlerimizin
yanı sıra Zapatista olmayan birçok topluluk da hükümete cevap veriyor ve hükümetin yanlışlarını
yüzüne vuruyor. Mevcut yöneticinin PRI’dan ve insanların en büyük arzusunun onurlarını satmak ve
oldukları gibi olmayı bırakmak olan “yerli halk” vizyonundan ortaya çıktığını anlıyoruz. Bu vizyonda
yerli halklar, kalplerinin pisliğini temizleme girişimi olan birer müze eseri veya renkli sanat
eserlerinden başka bir şey değildir. Bu vizyon aynı zamanda, yönetimin bir medeniyetin kalıntıları
olan duvarların (İsthmus’un karşısındaki) ve trenlerin (art niyetle “Mayalılar” olarak adlandırdıkları
yerlerin), neden emin olmaya karar verdiğini açıklıyor. Ek olarak bu şekilde turistleri de
memnun ediyorlar.

Ancak biz yerli halklar hâlâ hayattayız, isyandayız ve direnişteyiz. Bu arada ulusal yönetici, içlerinden
birini süslemeye çalışıyor; bir zamanlar yerlilerden olan avukat, böylelikle insanlık tarihi boyunca
olduğu gibi kendi halkını bölüyor, zulmediyor ve manipüle ediyor. Şu anda Ulusal Yerli Halklar
Enstitüsü’nün (INPI) başkanı olan bu avukat, her sabah haysiyetinin izlerini ortadan kaldırmak için
vicdanını sünger ile dikkatle temizlemek zorundadır. Bu şekilde cildini beyazlatmayı ve gerçek patronunun görüşünü ve amacını üstleneceğini umuyor. Böylelikle yöneticisi de hem kendini hem de onu tebrik edecektir. Çünkü asi bir insanı kontrol etmek için para uğruna kendini baskıcı bir kukla
haline dönüştürebilecek ve davasını üstlenebilecek insanları kullanmaktan daha iyi bir şey yoktur.

-*-
Bu yıllarda 25 yılda öğrendiğimizden fazla şey öğrendik.

Kötü hükümetlerdeki resmi makamların merdivenlerini tırmanmak ya da kendimizi cellatlarımızın
zayıf bir kopyasına dönüştürmek yerine istihbaratımız ve bilgimiz, kendi gücümüzü büyütme ve
geliştirme görevine dönüştü.

Bu süre zarfında Meksika’dan ve tüm Dünya’dan davet ettiğimiz tüm hermanas, hermanos ve
hermanoeas lara teşekkür ederiz. Sizin sayenizde hayal gücümüz, yaratıcılığımız, bilgimiz genişledi ve
daha evrensel hale geldi. Aldatmadan, yargılamadan ve sınıflandırmadan bakmayı, dinlemeyi ve
ötekileri konuşmayı öğrendik. Tüm dünyayı kapsamayan herhangi bir rüyanın çok küçük bir rüya
olduğunu öğrendik. Şu an size sunduğumuz ve kamuya açıkladığımız şey, uzun bir yansıma ve arama
sürecinin ürünüdür. Meksika’nın güneydoğusundaki binlerce Zapatista topluluğu bir araya geldi. Bunu
mümkün kılabilmek —onlar, bizleri cahil ve aptal olarak küçümserken karşılarında güçlerini de göz
önünde bulundurarak—yeni yollar, yörüngeler, zamanlar aradılar.

Kaynak: https://loveandragemedia.org/2019/09/02/zapatista-communique-we-broke-the-siege/

What is your reaction?

Excited
0
Happy
0
In Love
0
Not Sure
0
Silly
0

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir