ForumManşet

Devrimci bir tutum olarak feda

Mustafa Koçak da aramızdan ayrıldı. Ölmeden bir süre önce ağır işkenceye maruz kalmıştı, son günlerinde,  ölüm döşeğinde bile tahliye edilmedi, sevdiklerinin yanında ölmesine bile izin vermediler.  Acımız da, öfkemiz de çok büyük. Mustafa Koçak ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmişti. Bu, devletin özellikle siyasi esirler için çok ağır geçmesini sağladığı bir mahkumiyet biçimi. Ömrünün sonuna kadar hücrede en fazla bir kişiyle kalmak, az sayıda insanı görmek anlamına geliyor. Mustafa Koçak’ın davası sıradan bir yargılama değil. Kamuoyunun da bildiği gibi, bir gizli tanığın ifadesine dayanarak mahkum edildi. Aynı tanık toplam 128 kişinin tutuklanmasını sağladı ve etkin pişmanlık yasasından yararlanarak tahliye oldu. O 128 kişiden biri, fotoğraflara bakarak teşhisler yapmıştı, o da aynı yasadan yararlandı ve yurt dışına çıktı. Oradan mahkemeye gönderdiği mektupta teşhisleri baskı ve işkence altında yaptığını açıkladı ancak mektubu dikkate alınmadı.  Mustafa Koçak’ın, Savcı Selim Kiraz’ı rehin alan Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla’ya silah temin ettiğini iddia eden bu kişiydi.

Savcı Selim Kiraz, Gezi direnicilerinin gözbebeği olan Berkin Elvan davasına bakıyordu. Onu rehin alanların talebi davayla ilgili delillerin açıklanmasıydı.  Bu çok basit, karşılanabilir bir talepti. Devlet, savcıyı kaybetme pahasına Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’u “ölü ele geçirme”yi tercih etti. Eylem o kadar büyük sempati topladı ki, Şafak Yayla’nın “Halkımız, sizi seviyoruz” sözlerine karşılık olan “Biz de sizi seviyoruz” twitter’da TT oldu.

Bu eylemle ilgili iki kişi öldürüldü, bir kişi kaçmaya çalışırken boğuldu. Ama devlete yetmiyor. Çünkü mesele sadece eyleme dahli olanları cezalandırmak değil, “Biz de sizi seviyoruz”un hesabını sormak, acımasızca intikam almak, yüreklere korku salmak.

Mustafa Koçak’ın açlık grevi eylemi bu koşullarda başladı. Onun eylemiyle Berkin Elvan ve Gezi arasındaki bağlantının yeterince kurulmamış hatta neredeyse buna hiç değinilmemiş olması da büyük bir eksiklik.

Açlık grevi tüm dünyada ve Türkiye’de uzun bir zamandır başvurulan bir mücadele aracı. Özellikle cezaevi koşullarında, mücadele etmek için bedenlerinden başka bir aracı bulunmayanlar bu yöntemi etkili biçimde kullandı. Tarih boyunca, açlıklarını bir silah haline getirip düşmanlarına yönelten, Süfrajetler ’den Hindistan halkına, IRA,  Kızıl Ordu Fraksiyonu savaşçılarına, Filistinli esirlere ve tabii Türkiyeli devrimcilere kadar herkesin mücadelesinden öğrenilecek şeyler var.  Türkiye bu konuda özel bir yere sahip, bu yönteme en sık başvurulan ülkelerden biri olmasının yanı sıra eylemin sonlandırılması sonrasında ortaya çıkan Wernicke-Korsakof hastalığının teşhis ve engellenmesi, tedavi yöntemleri konusunda geliştirilen tıbbi literatür, eylemin, başarıyla ve eylemci hayattayken sonlanması halinde hayatına mümkün olan en az hasarla devam etmesi için geliştirilen yöntemler de bunun bir parçası. Şunu hatırlatalım, Türkiye’de su ve tuzun yanı sıra şeker de tüketilerek yapılan eylem, ölüm ihtimalini geciktiriyor. Ama Filistinli esirler, eylemi sadece tuzlu su ile yürütmeyi tercih ediyor, ölüm sınırına çok erken günlerde ulaşıyor.

9 Kasım 1974 tarihinde hapishanede, 58 günlük bir açlık grevi sonrasında hayatını kaybeden Kızıl Ordu Fraksiyonu savaşçısı Holger Meins.

Açlık grevi ve daha çok Türkiye’de kullanılan tanımlamayla ölüm orucu, insanın hayatını riske atması anlamında, feda kültürünün bir parçası. Ancak şunu unutmamak gerek, açlık grevi düşmana geri adım attırsa da, zarar vermeyen bir eylem biçimi. Bu açıdan, pasifist bir eylem tarzı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Feda yani ölüm riskini ya da ölmeyi göze alarak yapılacak devrimci eylemler açlıkla sınırlı değil. Ama Türkiye’de, uzun zamandır düşmana zarar veren feda eylemleri bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Savcı Selim Kiraz eylemi, son yıllarda kamuoyunda ses getiren belki de tek eylem. Bu üzerinde durulması gereken bir nokta.

Şunu açıkça söylemek gerek. Bu hal, programlarında, yayınlarında silahlı mücadeleye yer verenlerin dahi işin pratiğine dair herhangi bir vizyonlarının olmadığı anlamına geliyor.

Oysa bugün Türkiye halklarının her zamankinden daha fazla silahlı propagandaya ihtiyacı var çünkü;

-iktidarın ve devlet yapısının halk nezdindeki meşruiyeti git gide daha fazla azalıyor.

-legal mücadele araçları üzerindeki baskı, silahlı propagandanın da kitleler gözünde meşruiyetini artırıyor. Rejimin yüzündeki “adalet” maskesi düştü.

– egemenlerin propagandasının etkisi altında olan emekçilerin sayısı git gide azalıyor, insanlar gidişattan memnun değil ama etkili bir sonuç alınamayacağına inandıkları için sessiz kalıyor. Bu sessizliği kıracak, devletin baş edilebilir olduğunu gösterecek yani suni dengeyi kıracak olan şey silahlı propagandadır.

Türkiye devrimci hareketinin geneli, bu şartlarda, her bir devrimcinin canı bu kadar değerliyken, feda eylemlerinin ölüm oruçlarıyla sınırlı kalmasını tartışmak zorunda. Mustafa Koçak kendisine yapılan haksızlığı canı pahasına teşhir etti. Onun ölümünden sonra itirafçılık mekanizmasının nasıl iftira aracı olduğu konuşulmaya başlandı. Bunun o eylemdeyken gerçekleşmemiş olması, demokratik kamuoyu denen alanın ne kadar daraldığını, işlevsizleştiğini gösteriyor. Böyle zamanların oluşturduğu yılgınlık hali demokratçılığı da beraberinde getiriyor. Oysa bu alan demokratik haklara vurgu yaparak, legal çerçevede kalarak açılmayacak. Çağlayan eylemi, demokratik haklar için mücadelenin legal alanla sınırlı kalmayabileceğini gösterdi. Devletin, burjuvazinin kârı için emekçilerin hayatını gözden çıkarttığı, devrimcileri, siyasi mahkumları cezaevlerinde ölüme terk ettiği, salgının her gün can aldığı bir anda, feda ile yapılabileceklerin sınırını genişletmek gerekiyor.

What is your reaction?

Excited
0
Happy
0
In Love
0
Not Sure
0
Silly
0

You may also like

Forum

Corona Gündemine Dair

Olağanüstü günlerden geçiyoruz. Kısa vadeli tahminlerimiz için kullandığımız dayanakların dahi çabucak çürüdüğü bir dönemdeyiz. Böylesi ...

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

More in:Forum