ManşetTarih

İspanya’da GRAPO’nun Silahlı Mücadelesinin Kısa Tarihi

Not: İspanya’da politik mahkumların dostları ve yakınlarından oluşan bir derneğin Mayıs 1999’da Grapo tarihine dair yayınladığı bir yazıdan çevrilmiştir:

https://armthespiritforrevolutionaryresistance.wordpress.com/2016/12/26/grapo/

1 Ekim Anti-Faşist Direniş Grupları (GRAPO), 1975 yazında kuruldu. O zamanlar, GRAPO’nun beş ay öncesinde yeraltında kurulan İspanya Komünist Partisi-Yeniden İnşa’nın [PCE(r)] 20 üyesi, faşist güvenlik güçlerine karşı ilk silahlı eylemlerini gerçekleştirmeye başlamıştı. 2 Ağustos 1975 tarihinde iki Sivil Muhafız (Guardia Civil) Madrid’in merkezinde vuruldu. Bunlardan birisi öldü, diğeri ise ağır yaralandı. Bu eylem, faşist esinli ‘’yaz terörü’’ dalgasına karşı GRAPO’nun ilk eylemiydi.

PCE(r)’nin kendisine ait, banka kamulaştırmalarını gerçekleştirmek ve polis muhbirlerini cezalandırmak için oluşturduğu ‘’teknik bölümü’’ vardı. Bu çekirdekten GRAPO doğdu.

1 Ekim 1975’te beş farklı GRAPO komandosu, Madrid’de dört polisi infaz etti, bir başka polisi ise ağır yaraladı. Bu eylem, 27 Eylül’de polis idam mangaları tarafından askeri otoritelerin emriyle öldürülen 5 anti-faşist savaşçının katline bir cevaptı (bu beş kişiden ikisi ETA’dan, diğer üçü ise şu an faaliyette olmayan FRAP örgütündendi).

GRAPO, bu eylemlerin sorumluluğunu, tüm ülke çapında faşist hedeflerde 60 tane bombanın patlatıldığı 8 Temmuz 1976’ya kadar kabul etmedi. Bu tarih, faşistler tarafından kazanılan İç Savaş’ın 60. Yıl dönümüydü.

Ocak 1977’te polis, Madrid’de ve Barcelona’da  40 kadar PCE(r) ve GRAPO üyesini tutukladı ve GRAPO tarafından kaçırıla, politik tutsakların salıverilmesi ve hükümeti af çıkartmaya zorlamak için GRAPO komandoları tarafından 60 gün boyunca tutulan  Korgeneral Villaescusa ile İspanyol oligarşisinin mensubu Oriol’u kurtardı. Bundan birkaç gün önce iki GRAPO komandosu, Sivil Muhafızların direktifleri doğrultusunda paramiliter çeteler tarafından katledilen beş solcu avukata karşılık, faşist güçlere iki farklı saldırı gerçekleştirerek Madrid’de iki polisi ve bir Sivil Muhafızı infaz etti, üç Sivil Muhafızı ise yaraladı.

4 Haziran’da Barcelona’da iki Sivil Muhafız infaz edildi. 4 Haziran günü, 1936’dan beri ilk genel seçimin gerçekleştiği ve reformist maskaralığın başını alıp yürüdüğü bir gündü. Bu eylem, devrimci örgütlerin, faşizmin herhangi bir ‘’demokratik’’ maske altında canlandırılmasına karşı tavrının ne olduğunu gösteren açık bir işaretti.

27 Eylül 1977’de Ulusal Polis Teşkilatından Yüzbaşı Herguedas, Madrid’de bir GRAPO komandosu tarafından öldürüldü. Herguedas, bundan iki yıl önce 27 1975’te beş anti-faşisti öldüren faşist gönüllülerden biriydi.

1977’de ve 78’de de GRAPO eylemleri sürdü. Bu eylemler daha çok, orduya, askeri bölgelere ve hükümet binalarına yapılan bombalı saldırılardı. Bazı selektif suikastler de gerçekleştirilmişti. 22 Mart 1978’de Cezaevleri Genel Müdürü, Madrid’de evinin önüne öldürüldü. Bu müdür, Carabanchel Cezaevinde, kendisinden GRAPO ve PCE(r) tutsaklarının firar planına dair bilgi almak isteyen gardiyanlarca dövülerek öldürülen anarşist tutsağın ölümünden sorumluydu.

1979 yılı ise GRAPO’nun en çok eylem yaptığı yıl oldu: 9 Ocak’ta Yargıtay’dan bir yargıç öldürüldü, 5 Mart’ta ordudan bir generalin aracı, Madrid’in merkezî bir caddesinde bir GRAPO takımı tarafından saldırıya uğradı ve general infaz edildi, 6 Nisan’da ise Ulusal Polis Teşkilatındaki ‘’Anti-terörist’’ Tugay’ın şefi Seville’de infaz edildi. O yıl faşist polis teşkilatının toplamda 20 mensubu, şehir gerillalarının ülke çapındaki eylemlerinde öldürüldü. Aynı yıl birçok bombalı saldırı da gerçekleşti tabii.

Öte yandan GRAPO ve PCE(r) militanları bunun bedelini ağır ödedi: bu örgütlere üye olmakla itham edilen 100 kişi hapsedildi. (Polis, PCE(r) ile GRAPO’nun aynı olduğunu iddia ederek, birçok PCE(r) militanını, aleyhlerinde delil olmamasına rağmen tutukladı. Parti, askeri diktatörlükte olduğu gibi tekrar yasaklanmıştı.) O yıl PCE(r) ve GRAPO’nun yedi üyesi polis tarafından öldürüldü. 28 Haziran’da Martin Eizaguirre ve Fernandez Cario, İspanyol askeri istihbaratının özel bir birimi tarafından Paris’te öldürüldüler. Bu iki militan, PCE(r)’nin sürgündeki Dış İlişkiler Merkez Komitesi üyesiydiler. 20 Nisan’da PCE(r)’nin Merkez Komite üyesi Juan Carlos Delgado de Codes, Madrid’de polis tarafından vurularak öldürüldü. Silahsızdı ve gerillalardan birisi değildi. Nisan ve Mayıs boyunca GRAPO, Delgado de Codes’in katline misilleme olarak 30 tane silahlı eylem gerçekleştirdi. Bu hareket daha sonra GRAPO merkezi ve PCE(r) tarafından kör militarist taktiklere düşmek olarak eleştirildi. O andan itibaren GRAPO, tüm çabalarını silahlı mücadeleyi sürdürmeye ve buna uzatmalı bir karakter vermeye hedefledi, çünkü Uzatmalı Halk Savaşı stratejisinin sadece mümkün olmakla kalmadığını, aynı zamanda gerekli de olduğunu ve bu stratejiyi gelişmiş bir Avrupa ülkesinde geliştirmenin mümkün olduğunu addediyorlardı.

17 Aralık 1979’da 5 GRAPO tutsağı, aylar boyu GRAPO ve PCE(r) tutsakları tarafından (bu tutsaklardan bazıları madenciydi) kazılan bir tünel sayesinde Zamora cezaevinden firar ettiler. Bu, hükümet için büyük bir şok oldu, firarileri ne pahasına olursa olsun yakalamak üzere harekete geçtiler. Firarilerden üçü polis tarafından 1980, 81 ve 82 yıllarında katledildiler. Diğer ikisi ise mücadeleye yeniden katılmalarının ardından kısa bir süre sonra tekrar yakalandılar.

1980 ve 81 yıllarında GRAPO, destekçilerine yönelik baskılardan dolayı zayıf düşmüş bir örgüttü. O yıllarda GRAPO, ordunun kirli savaştaki kontrgerilla faaliyetlerine karşılık ikisi general ve biri albay olmak üzere, sekiz infaz gerçekleştirdiler. Birkaç polis ve Sivil Muhafız da infaz edilmişti. Gelecekteki Halk Ordusunun çekirdeği olmayı hedefleyen GRAPO, askeri eylemlerinde ve sabotajlarında hiçbir zaman masum sivilleri hedef almadı ya da onlara zarar verecek zararlı cihazları kullanmadı.1980-81’de, açık bir vur emri politikasının göstergesi olarak dokuz GRAPO üyesi polis tarafından katledildi.  1980’de bir PCE(r) militanı işkencede hayatını kaybetti ve 19 Haziran 1981’de PCE(r) tutsağı Crespo Galende, işkence, tecrit ve imha politikalarına karşı girdiği açlık grevinin 94. gününde hayatını kaybetti. Hükümet, tutsakların bir araya gelmesine ve onların cezaevlerinde Komünler kurmasına izin vermeye mecbur kaldı. (Soria Cezaevi’ndeki PCE(r) ve GRAPO’nun toplamda 80 tutsağından müteşekkil Karl Marx Komünü, sosyal-faşist hükümet tarafından 1989’da dağıtılana kadar ayakta kaldı.)

Ekim 1982’de PSOE (sosyal-faşistler) iktidara geldi. PSOE’nin ilk işi, gizli bir operasyonla Barcelona’da GRAPO lideri Juan Martin Luna’nın altı defa vurularak öldürülmesi olmuştu. Luna silahsızdı. Bu olaydan birkaç yıl sonra üç polis memuru cinayetle yargılanmış fakat beraat etmişlerdi. 28 Ekim’de seçim arefesinde GRAPO, Madrid, Barcelona, Valencia ve ülkenin diğer başka on iki noktasında 30 tane bomba düzeneği kurmuştu. Patlamalar, seçimleri ve tüm seçim maskaralıklarını boykot etme ve paylama anlamına geliyordu.

1983 ve 84 yıllarında GRAPO, önceki zayıflığından toparlanmaya ve birçok silahlı eylem gerçekleştirmeye başladı. Bu süre zarfında GRAPO; işçi grevlerini, diğer ülkelerin devrimcilerini desteklemek vs. için polis hedeflerine yönelik 70 tane bombalı saldırı gerçekleştirdi. Burjuva kitle medyasına karşı da eylemler gerçekleştirdiler. RAF tutsaklarına destek olarak Alman konsolosluğunu, patron örgütlerini bombaladılar.

Yine bu süre zarfında birtakım infazlar da gerçekleştirildi. Nisan 1983’de Ulusal Polis’ten bir teğmen ve bir Sivil Muhafız, Valencia ve Coruna’da infaz edildiler. İlki arabasına konulan bir bombayla, ikincisi ise vurularak infaz edildi.

2 Ocak 1984’de Madrid’de iki polis öldürüldü. 1984 yılı, GRAPO’nun ülke çapında proletaryanın mücadelesini desteklemek (o yıl 46 tane bombalı saldırı gerçekleştirildi), baskıcı devlet güçlerine karşılık vermek ve mücadeleyi diri tutabilmek adına ihtiyaç duyulan devrim vergilerini (aynı yıl içinde 100 tane iş adamı devrim vergisi ödedi) toplamak için giriştiği hummalı çabalara tanıklık etti. 5 Eylül’de üç farklı GRAPO komandosu, sömürücüleri devrim vergisi vermeye zorlamak için saldırı düzenledi. Madrid’de ödemeyi reddeden bir iş adamı öldürüldü, Seville’de ise bir başka GRAPO grubu, tanınmış bir iş adamı ve aynı zamanda İşverenler Derneği başkanı olan Manuel de la Padure’yi infaz etti. Coruna’da Ulusal Radyo Yayını’nın başkanı, yaptığı karşı-devrimci propagandaya misilleme olarak ağır yaralandı. Bu eylem, devrimci mücadeleye leke çalan gerici kitle medyasına karşı bir uyarıydı. Coruna’daki eylemi gerçekleştiren GRAPO militanların birisi, birkaç saat sonra polis tarafından öldürüldü, bir diğeri saklandığı evde Ulusal Polis’in özel saldırı mangası tarafından baskına uğrayarak yaralandı ve ele geçirildi.

O yıl GRAPO ve PCE(r) üzerindeki baskı çok ağırdı. Haziran’da PCE(r) genel sekreteri Manuel Perez Martinez (Yoldaş Arenas) 1977’den beri ‘’yasadışı bağlantı’’ sebebiyle bulunduğu cezaevinden ayrıldı. PCE(r)’nin diğer eski tutsakları gibi o da, mücadeleyi polis kontrolünden uzak tutarak geliştirmek adına tek yol olarak yeraltına çekildi. 70’lerden bazı PCE(r), GRAPO ve yeraltı örgütleri Fransa’yı merkez tutuyorlardı ve İspanyol polisi de onları orada yok edebilmeye muvaffak değildi.

19 Ocak 1985’de İspanyol siyasi polisi, İspanya’daki pek çok GRAPO militanını yakalayabilmede başarılı olabilmişti: 19 militan dokuz farklı ilde yakalanmıştı, polis 17 daire, birçok silah ve mermi, devrim vergilerinden elde edilmiş paraları keşfetti. Böyle bir felaket, GRAPO’nun halkın mücadelelerini desteklemek için bir sürü eylem gerçekleştirmek adına koyduğu pek çok güvenlik ve gizlilik kuralının ihlalinden kaynaklanıyordu. Örgüt içindeki aşırı bölümlendirilme kırılmıştı, bu da polisin yalnızca 48 saat içinde büyük bir darbe vurabilmesine yol açtı.

GRAPO’nun yeniden örgütlenmesi yavaş ve zor geçiyordu. 1985’de örgüt neredeyse tamamen bitme noktasına geldi fakat daha önce hiçbir gerilla tecrübesi olmayan yeni militanlardaki feda ruhu, mücadeleyi devam ettirmeye yaradı. 1985 ve 86’da bazı banka kamulaştırma eylemleri gerçekleştirdiler. Bazı eylemler istendiği gibi gitmedi ve yedi GRAPO üyesi yakalandı. Para başlıca sorundu çünkü devrim vergisi toplayabilecek kadar güçlü değillerdi. Dairelere, arabalara, şehir gerillasını geliştirmek için işletmelere ihtiyaç duyuyorlardı. Silahlar da son derece önemliydi.

1987 ufak bir dönüm noktası oldu. Polis kaynaklarına göre o yıl altı eylem gerçekleştirdiler. Bazı başarılı banka kamulaştırma eylemleri vardı (bunlar ufaktı) ve Malaga’daki yerel polis karargâhına silah elde etmek için saldırılmıştı. Üç polis memuru silahsızlandırılıp bağlanmıştı (bu polisler infaz edilmemişti çünkü esas hedef olarak gözetilmiyorlardı. Yerel polisin görevi araç trafiği gibi şeylerdi ve baskıcı bir rolü yoktu). Başka bir harekâtta bir GRAPO komandosu, Valence’deki Ulusal Polis karakoluna boş kimlik kartlarına el koymak için saldırdı. Çatışma çıktı ve bir polis ağır yaralandı.

1988’de GRAPO, yeniden devrim vergisi toplamak için bazı silahlı eylemler gerçekleştirdi. 27 Mayıs’ta Galiçya Bankası Başkanı evinde öldürüldü. Vergiyi ödemeyi reddetmişti ve GRAPO eylemlerin polisi haberdar etmişti. Özellikle yoksul çiftçileri fakirleştiren, tanınmış bir sömürücüydü. Bankacılık spekülasyonları, borsada oynamayla pek çok fabrikanın kapatılmasından sorumluydu. İki ay sonra bir başka iş adamı vuruldu ve ağır yaralandı.

4 Ekim’de GRAPO, Madrid’in merkezindeki bir polis karakolundan 800 adet boş kimlik kartı ele geçirmeyi başardı. Bir polis memuru vurularak öldürüldü ve silahına el kondu (GRAPO’nun pek çok silahı, polise ve güvenlik güçlerine karşı gerçekleştirdikleri eylemlerden geliyordu).

10 Mart 1989’da GRAPO, Santiago’da iki Sivil Muhafızı infaz etti. Aynı gün Madrid’de TREVI grubu toplantı hâlindeydi (TREVI o zamanlar Batı Avrupa’daki baskının gözle görülür başıydı). Temmuz 1989’da GRAPO, Castellon’daki bir bankadan 148 milyon peseta (bir milyon dolar) kamulaştırarak para sorununu çözmüştü.

Kasım ayında PCE(r) ve GRAPO tutsakları, bir araya gelmelerinin engellenmesine, tecrite karşı süresiz açlık grevine girdiler (Tutsakların politik komünleri 1987 yılında PSOE hükümeti tarafından dağıtılmıştı). Tutsakların eylemini desteklemek için GRAPO Aralık ayında bir taarruza geçti. 13 Aralık’ta Madrid’de ordudan bir komutan vurularak ağır yaralanmıştı; 15 Aralık’ta Valencia’da bir albay üç el vurularak ağır yaralandı; 18 Aralık’ta gizli polisin bir üyesi Barcelona’da evinden ayrılırken vurularak öldürüldü; 28 Aralık’ta Gijon’da resmi bir binayı koruyan iki Sivil Muhafız infaz edildi. Hükümetin cevabı, PCE(r) militanları tutuklayarak hapsetmek, onları silahlı eylemlerle suçlamak oldu (Kitle medyası tarafından yayılan yalanlardan birisi de GRAPO üyelerinin sadece PCE(r) militanlarından seçildiğiydi. Böylece bu yeraltı devrimci partisini GRAPO’nun ‘’siyasi kanadı’’ olarak lanse ediyorlardı).

Açlık grevi ilerledikçe, pek çok tutsak hastanelere sevk edildi. Orada yataklarına kelepçelendiler, polis tarafından rahatsız edildiler ve (onları cezaevlerinde yavaşça ve sessizce kırmaktansa) hükümet tarafından bu devrimcilerin ölümüne karşı alınan umutsuz ve işkenceci bir yöntem olarak ‘’zorla beslediler’’.

27 Mart 1990’da bir GRAPO komandosu, Zaragoza’da doktor Munoz’u infaz etti. Yaptıkları açıklamada GRAPO, Munoz için, hükümetin talimatlarına uyarak tutsakları ızdıraba ve zorla besleme işkencesine sürükleyen ‘’bir işkenceci’’ ifadesini kullandı. Munoz, hükümetin imha politikasının ateşli bir savunucusuydu. Bu tür işkenceleri kesmek için bir yargıç tarafından kendisine verilen emirlere uymayı reddetti.  Zorla beslemenin sonucu olarak açlık grevi uzadı. 25 Mayıs’ta Jose Manuel Sevillano, açlık grevinin 177. gününde hayatını kaybetti. Sevillano GRAPO üyesiydi ve 1987’den beri hapisteydi. GRAPO, hâlihazırda alarm durumunda olan güvenlik güçlerinin işine gelecek olan dişe diş göze göz anlayışına girmekten kaçındı. 15 Haziran’da bir misilleme eylemi olarak bir albayın infazının ardından GRAPO, Eylül ayında inisiyatifi ele almak için yeniden taarruza geçmişti.

Eylül 1990’da GRAPO, Madrid, Tarragona, Barcelona ve Gijon şehirlerinde altı adet bomba düzeneği kurdu. 6 Eylül’de Madrid’de üç bomba patladı (birisi Borsa’da, birisi Yüksek Mahkeme’de, bir diğeri ise Ekonomi Bakanlığı’nda) Bu eylemlerden hiçbirinde sivil kaybı yaşanmadı. 8 Eylül’de Tarragona’daki petrol işletmelerinde bir bomba patladı ve 3 milyon dolarlık hasar verdi; 10 Eylül’de Barcelona’daki PSOE merkez ofisi bombalanarak 100,000 dolarlık hasar verildi. Eylül ayı, bir GRAPO komandosunun resmi bir binayı basarak bin adet boş ehliyet ele geçirmesi ve bomba bırakarak işletmeleri kullanılamaz hâle getirmesiyle bitmişti. Kasım 1990’da Barcelona’da iki bomba daha iki resmi binayı salladı.

1991 ve 92’de GRAPO resmi binaları bombalamaya devam etti: Nisan 1992’de Madrid’de Ulusal Sanayii Enstitüsü ile İstihdam Bakanlığı GRAPO tarafından bombalandı, iki Sivil Muhafız yaralandı. Ondan bir yıl önce, Şubat 1991’de ise bir GRAPO bombası, bir NATO boru hattını patlatarak İspanya’daki ABD hava üslerinin ikmalini altı saat boyunca kesti. Eylemin amacı, Irak şehirlerini yerle bir eden Amerikan B-52’leri tarafından kullanılan boru hattına sabotaj düzenlemekti. Banka kamulaştırmalarının yanında, enerji tekellerinin işletmelerine karşı da 1991 ve 92 yıllarında sabotajlar gerçekleştirildi.

1993’de içindekileri kamulaştırmak için zırhlı bir aracın patlatıldığı saldırıda üç GRAPO militanı öldü. Bir güvenlik görevlisi de ölmüştü, iki tanesi de ağır yaralanmıştı. O yıl Madrid’deki resmi binalarda yedi tane bomba patlatıldı (İşverenler Derneği’nde, PSOE ofislerinde ve binlerce işçiyi işten çıkaran sanayi yeniden düzenlemesi kapsamındaki diğer ofislerde)

1994 yılında GRAPO eylemleri, son derece ihtiyaç duyulan mali kaynaklara yönelmişti. Birtakım kamulaştırmalar gerçekleştirildi. Ocak ayında Madrid’de genel grev arefesinde iki bomba patlatıldı. Bir vergi ofisi ve İstihdam ofisi bombalanmıştı. Temmuz ve Aralık’ta iki zırhlı araca saldırı düzenlenmiş ve yaklaşık 500,000 dolar kamulaştırılmıştı.

1995 yılında GRAPO, son yılların en önemli ve kararlı eylemlerini gerçekleştirmişti. 27 Haziran’da varlıklı bir iş adamı ve PREVIASA isimli sigorta şirketinin başkanı olan Publio Gordon’u kaçırmışlardı. Gordon, 400 milyon peseta (yaklaşık üç milyon dolar) ödedikten sonra 17 Ağustos’ta Barcelona’da  salıverilmişti. Serbest bırakıldıktan sonra bir 800 milyon peseta daha ödemek zorunda kaldı, ardından kaçmaya karar verdi (pek temiz bir iş yapmıyordu, kendisi aynı zamanda Guatemala konsolosuydu ve Guatemala’da önemli işleri vardı). Kasım ayında polis Barcelona’da ve Valencia’da üç GRAPO üyesini tutukladı fakat parayı geri alamadılar.

Bugünlerde görünen o ki GRAPO yeniden örgütlenmeye çalışıyor. Çok net bir şey var, faşist İspanyol devleti, savaşı şu anlamda kaybetti: bu silahlı örgütü ve devrimci partiyi, PCE(r)’yi imha edemediler.

Son 21 yıl içinde 3,000 kişi polis tarafından GRAPO ve PCE(r) ile alakalı olarak tutuklandı. Bunlardan 1,400’ü hapsedildi. Bugün İspanyol hapislerinde 54 PCE(r) ve GRAPO tutsağı var. 1975’ten 1995’e kadar GRAPO, 60 tane infaz eylemi gerçekleştirdi, 300’den fazla bomba patlattı 3,000’in üzerinde silahlı eylem gerçekleştirildi (İspanyol hükümeti bunların 545 tanesini kabul ediyor).

20 GRAPO militanı, ya polis eylemleriyle ya da zamansız patlamalarla öldü. Yedi PCE(r) militanı polis ve paramiliter çeteler tarafından öldürüldü. Polis kaynaklarına göre yeraltında yaklaşık 100 tane PCE(r) ve GRAPO üyesi var.

Umarız ki, PCE(r) ve GRAPO tarafından takip edilen Uzatmalı Halk Savaşı stratejisi dolayısıyla özgün olan GRAPO’nun silahlı mücadelesinin kısa tarihi, yararlı ve ilgi çekici olmuştur.

You may also like

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir