Devrimci Hücreler (RZ)

Devrimci Hücreler (RZ), 1973 yılı Batı Almanya ‘sında silahlı mücadeleye katılan üçüncü grup oldu. Devrimci Hücreler, temelde RAF ve 2 Haziran Hareketi ‘nden farklı bir yol izlemesine karşın; üç hareket de aynı köklere dayanıyordu. Vietnam Savaşı, Devrimci Hücreler ‘in kurulmasındaki önemli itici güçlerden biri oldu. Ayrıca Devrimci Hücreler, Filistin direnişiyle yakın ilişkilere sahip olan RAF gibi gerilla faaliyetlerini geliştirmek istiyordu. RAF ve RZ ‘nin Filistinlilere yakınlığı, RZ ‘ye uluslararası tanınırlık kazandıran ilk eylemlerinde kendini göstermişti. Dünyanın en çok aranan “teröristlerinden” Ilich Ramirez-Sanchez, bilinen adıyla “Çakal Carlos”, öncülüğündeki Alman-Filistin komando birliği, Aralık 1975 ‘te, Viyana ‘da düzenlenen OPEC Zirvesi ‘ni basarak, 11 üst düzey bakanı rehin aldı. Komando birliği binaya girerken üç güvenlik görevlisi öldürüldü ve RZ üyesi Hans-Joachim Klein ağır yaralandı. Eyleme, Klein ‘ın yanı sıra, RAF üyesi Gabriele Krocher-Tiedemann da katılmıştı. Bu rehine eylemi, Arap ülkelerinin İsrail ‘e karşı daha sert bir duruş sergilemesi amacıyla düzenlenmişti. Bakanların hepsi Kuzey Afrika ‘da serbest bırakıldı ve komando birliği ortadan kayboldu. 1976 Haziran ’ı sonunda RZ üyeleri Brigitte Kuhlmann ile Wilfried Böse ve 2 Filistinliden oluşan komando birliği, 257 yolcu taşıyan Air France havayolu firmasına ait uçağı kaçırdı. Bu eylemin amacı ise Almanya ve İsrail hapishanelerindeki siyasi tutsakların serbest bırakılmasını sağlamaktı.

OPEC eyleminde rehin alınan bakanlar, militanlar tarafından uçağa bindirilirken.

Kudüs ‘teki hükümet üzerinde baskı oluşturmak amacıyla kaçırılan uçak Tel Aviv ‘den kalkmıştı ve yolcuların büyük kısmı İsrail vatandaşıydı. Uçak zorla Uganda ‘daki Entebbe havaalanına indirildikten sonra, Yahudi olmayan tüm yolcular serbest bırakıldı. 4 Temmuz 1976 ‘da İsrail‘e ait bir Özel Harekât timi uçağa baskın düzenledi ve rehineler kurtarılırken Devrimci komando birliğinin tüm üyeleri öldürüldü.

Entebbe eylemini gerçekleştirenlerden biri olan Devrimci Hücreler militanı Brigitte Kuhlmann.

Rote Zora

Devrimci Hücreler etrafında, Rote Zora (Kızıl Zora, Kurt Kläber romanı Kızıl Rota ve Çetesi‘nin baş karakteri) isimli otonom bir kadın örgütü kuruldu. Rote Zora; RZ ile aynı temel ilkelere dayanmasına rağmen, aynı zamanda kadın hareketinin radikal feminist bir dışavurumuydu. Fakat grup, kadın sorunları üzerinde odaklanmakla sınırlı kalmadı ve Rote Zora, örneğin 1982 Nato Zirvesi ‘ne karşı görülebileceği gibi, RZ mücadelesinin bir parçası olarak eylemler gerçekleştirdi.

Rote Zora ‘nın en ünlü ve başarılı eylemlerinden biri 1987 ‘de gerçekleştirildi. Güney Koreli kadın işçiler, ucuz işgücü sayesinde işçileri sömürerek üretimini hızlandıran tekstil şirketi Adler’e karşı grev yaparken; Rote Zora kadınların mücadelesini desteklemek için harekete geçti. 1987 yılında bir haziran gecesi, Adler zincir mağazalarına yönelik bir dizi koordineli bombalama eylemi gerçekleştirildi ve kurum kısa süre sonra grevdeki Koreli kadınların taleplerine boyun eğdi.

Almanya‘da RZ‘ye Karşı Baskı Kampanyası

Entebbe ‘deki rehine krizini ve İsrail Ordusu ‘nun harekâtını anlatan “Operasyon Entebbe” isimli film vizyona girmişti. Buna karşılık RZ, filmin gösterimini engellemek amacıyla bombalı saldırılarda bulundu. 1977 Ocak ayında, böyle bir saldırıyı takiben, Enno Schwalm ve Gerhart Albartus gözaltına alındıktan sonra polis; silah, mühimmat, sahte kimlikler ve eylem planlarını ele geçirdi. İki devrimci ise terör örgütüne üyelik ve kundakçılık girişimi suçlarından, birkaç senelik hapis cezasına çarptırıldı.

Rote Zora ‘nın Adler ‘e karşı düzenlediği saldırılar serisinden sonra ise Aralık 1987 ‘de 33 kişiye karşı, Almanya çapında ev baskınları düzenlendi. Ingrid Strobl ve Ulla Penselin, Haziran 1989 ‘da Rote Zora ‘yı destekledikleri gerekçesiyle tutuklandılar. Bu iki olay haricinde RZ ‘ye destek ve üyelik nedeniyle tutuklanma ile sonuçlanan başka bir olay olmadı.

Değişim

70‘lerin sonunda RZ, yapısal olarak birtakım değişiklikler geçirdi. RZ ‘nin “Enternasyonel Kanadı” tarafından sahiplenilen Entebbe eyleminden sonra Devrimci Hücrelerin bir kısmı, Filistin direnişiyle olan bağlantısını kesti. Aralık 1991 ‘de örgüt içi gerilimler baş göstermeye başladığında yayınlanan “Gerd Albartus Öldü” başlıklı yazıda, konuya ilişkin tartışmalar yürütüldü: “Diğer yoldaşlarımız ile uluslararası ilişkilerimizi kesme kararımız hakkında neredeyse bölünmeye yol açacak kadar şiddetli tartışmalar yaşamıştık. Onların bu eleştirilerini Albartus ’da sahipleniyordu. Sadece kendi yapılarımıza dayanacak şekilde daralmanın zayıflık, siyasi farklılıkları tartışmanın ise bölünmeyi temsil ettiğini düşünüyordu. Yeni bir sayfa açmanın yanıltıcı avantajı uğruna, RZ ‘yi küçük solcu grup militanlığına indirgediğimizi ve gerilla mücadelesine ilişkin tüm iddialarımızı terk ettiğimizi söylüyordu.”

Az sayıda RZ militanı, temel yaklaşımlara sadık kaldı ve Filistin direniş grubu olan PFLP (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi) ile ilişkiler devam ettirildi. Fakat, Almanya ‘da ki RZ, bu gelenekten açıkça koptu. İki fraksiyon arasında ne lojistik ne de düşünce olarak hiçbir bağ kalmamıştı. 1982 yılında birçok Alman, Filistin direnişi için patlayıcı ve silah taşırken, Roma ve Paris ‘te gözaltına alındılar. Gert Albartus ise Aralık 1987 ‘de Lübnan ‘a döndü ve hala açığa kavuşturulmamış nedenlerden dolayı kendi grubu tarafından yargılandı ve infaz edildi.

Devrimci Hücreler‘in Popülaritesi

RZ ‘nin popülaritesi, sahte tren bileti basmaktan bombalamaya kadar varan eylemlerin çeşitli biçimlerde gerçekleşmesi ile yakından ilgilidir. Başka bir önemli etken ise RZ ‘nin 80 ‘lerde benimsediği, kimseyi öldürmeme stratejisidir. Frankfurt‘taki havaalanına yapılmakta olan yeni piste karşı düzenlenen bir RZ eyleminde; Hessen Eyaleti‘nin ekonomiden sorumlu bakanı Karry cezalandırıldıktan sonra grup ağır bir eleştiri yağmuruna tutuldu. Bu eylemden sonra, herhangi bir RZ eyleminde kimse öldürülmedi.

Konsept mi Örgüt mü?

RZ, örgütten çok bir konseptti. “Daha fazla devrimci hücre yaratın!” sloganı ile Devrimci Hücreler adına halka eylem yapma çağrısında bulunuyordu. Siyasi yönelimleri çağdaş hareketlere yöneliyordu, bildiri ve metinler aracılığıyla teorik tartışmalar teşvik ediliyordu. Bu durum, RZ ‘nin önceleri yürüttüğü anlayıştan bir hayli farklıydı. RZ başlangıçta, onları radikalleştirmek ve nihayetinde bir gerilla oluşturmak amacıyla, diğer hareketlerle bağlantılı organize bir çekirdek olmak istiyordu. Bahse konu olan ana hedefleri hiçbir zaman tam anlamıyla terk etmeden, eski görüşlerini dönüştürdüler. Dahası, RZ bünyesinde eşitsiz bir gelişme söz konusuydu. Geleneksel Devrimci Hücreler olarak tanımlanan ve eski modeli sahiplenen bazı grupların yanında, Devrimci Hücreler ‘in sadece adını sahiplenip eylem yapan kişiler de vardı. Diğer bir deyişle; Devrimci Hücreler varlığını hem örgütlü hem de örgütsüz olarak sürdürmekteydi.

1980‘lerdeki Devrimci Hücreler Konsepti

Devrimci Hücreler, RAF gibi grupların öncü siyaset anlayışlarını reddettiler. 1981‘de yayınlanan ”8 Yıldır Devrimci Hücreler – Halkın Fikirleri ve Kendi Fikirlerimiz Üzerine Mücadelede İki Adım İleri” metninde: “Merkezi devlet kurumlarına saldırı düzenlemenin mümkün olduğunu düşünmüyoruz. Güç gösterebilecek durumda değiliz! Bir savaş başlatamıyoruz! Askeri zaferlerin değil, insanların kalplerini ve zihinlerini kazanmak yolundaki uzun ve zorlu mücadelenin en başındayız.” Cümleleri ile durumu özetlediler. Devrimci Hücreler, silahlı mücadelenin yeraltından değil; sistem içinden düzenlenmesi gerektiğini savundu. Bu, onları inceleyen istihbarat teşkilatlarının, onları “hafta sonu teröristi” olarak adlandırmasına neden oldu. Fakat, RZ ‘nin yaklaşımının sonuçları, başarılı olduğunu kanıtladı. Anonim RZ üyeleri, eylemlerinin sonuçlarını doğrudan takip edebiliyor, onları harekete mal edebiliyorlardı. RZ üyelerinin kim olduklarının bilinmemesi ve yeraltında yaşamamaları nedeniyle devlet baskısından daha etkili korunabiliyorlardı. Yasadışı koşullarda yaşamanın ön şart olduğu RAF ‘ta ise durum daha farklıydı.

Devrimci Hücreler‘in Sonu

Devrimci Hücreler ‘in kuramı, ancak geniş bir hareketle etkileşim halinde hayata geçebilirdi. Böyle hareketler olmadığı için RZ; silahlı bir eylem biçimine indirgendi, izole oldu ve sona yaklaştı. 1980 ‘lerin ortasında otonomcu hareketlerin zayıflamasıyla gerçekleşen de tam olarak buydu.

1986 ‘da RZ, kişilerin sınır dışı edilmesinden sorumlu polis ve otoritelere karşı, “Serbest sığınma hakkı için, mülteci ve göçmenlerin yaşama hakkı için savaşın!” sloganıyla, militan bir hareket başlattı. Bu, Devrimci Hücreler ‘in ana kuramından bir kopuş oldu. Devrimci Hücreler ‘in sırtını dayayabileceği, mülteciler ve göçmenlere destek olan geniş bir hareket veya radikal sol içinde böyle bir önceliği olan herhangi bir örgüt yoktu. Bu yüzden Devrimci Hücreler, böyle bir hareketi kendi başlatmayı deniyordu. Ocak 1992 ‘de yayınlanan “Siyasetimizin Sonu” başlıklı yazısında RZ: “Toplumsal konular ile olan bağlantımız ve mülteci kampanyası kapsamında uluslararası dayanışma için metropollerde yeni bir eylem alanı açma fırsatı gördük ve bunu bizim açabileceğimizi düşündük.“ beyanında bulundu.

Ocak 1991 ‘de, RZ kampanyayı sona erdirdi ve bir sene sonra hareketin dağılmasına ilişkin bir açıklama yayınlandı. RZ adını sahiplenen bazı saldırılar gerçekleşse de RZ; 1990 ‘ların şartlarında tutunamadı, çıkmaza girdi ve yok oldu.

Kaynak

https://armthespiritforrevolutionaryresistance.wordpress.com/2017/10/10/dossier-rote-zora-revolutionary-cells/