Savaşan Kazanır Sonunda: Vietnam!

“68’de Vietnam’da ABD’nin kazanması, dünyanın kalbinin durması anlamına gelecekti.” Jean Baudrillard

Psikopat Beyaz: “Vietnam’a gidip o pirinç yiyicilerin kıçına tekme atmak için sabırsızlanıyorum.”
Arkadaşı: “Öyle mi dersin! O pirinç yiyiciler önce Çin’in kıçına tekmeyi attı, sonra Fransızları kovdu; şimdi de bizi bekliyorlar!” (Tigerland filminden bir diyalog)

Terry Cannon, bir “beyaz” olmasına rağmen “kendi” devletinin siyahlara yönelik şiddetini ve baskıcı politikalarını -mücadelenin de organik bir parçası olarak- yıllarca yazılarıyla ifşa eden 68’in önemli aktivist ve tarihçilerinden biridir.

Yazar, yine aynı cepheden, emperyalizme karşı bir yerden, Amerikan savaş uçaklarının Vietnam’ı vahşice bombaladığı günlerde yazılmış olan; Vietnam’ın tarihsel mücadelesini hem kronolojik hem romanesk tarzda; ama en önemlisi de olaylar arasında analojiler kurarak anlattığı bir destanıyla karşımızda: ”Vietnam: Bin Yıllık Mücadele”

Hacmi küçük, içeriği büyük destan; gençleri, emekçileri, militanları, kadınları, savaş karşıtı askerleri… Politikacıların, generallerin, patronların savaşına karşılık tüm Vietnamlıların omuz omuza vererek bir yaşam biçimine dönüştürdüğü bu “Halk Savaşı” öyküsünün birer kahramanı olmaya çağırıyor.

Kitabın ana karakteristiğini, Vietnam’a yönelik bin yıllık emperyalist iştah/işgal girişimleri oluştururken; bu omurga ABD işgal planının sonrasında bir tür güncel savaş günlüğü – sözlüğü konseptine dönüşüyor. O halde kitabın izleğinde 1000 yıllık işgaller ve direnişler tarihini; spesifik olarak da 68 olaylarının en önemli tetikleyici unsuru olan Vietnam Direnişini biraz daha netleştirmek için bazı kavramlara, örgütlere ve kişilere yakından bakalım.

Savaşın Kavramları, Figürleri  ve Örgütleri

Cao Bien: 1000 yıl önce, Vietnam’ı ilk işgal girişimi. Çin imparatorunun ülkeyi işgal etmek, topraklarına katmak için gönderdiği “sihirbaz-komutan”.

Hindiçin: Vietnam, Laos ve Kamboçya üçlüsünü tanımlamak için kullanılan Fransızca ifade.

Ho Chi Minh (Ho Amca): Fransız işgali sonrasında 21 yaşında ülkesini bir ticaret gemisiyle terk etmek zorunda kalan, Newyork ve Paris’te yaşayan, Fransız Sosyalist Partisi’ne katılan, Lenin’in “Ne Yapmalı” kitabıyla hayatı değişen, Hindiçin Komünist Partisi’ni kuran ülkenin önderi ve sembol ismi; halkların Ho Amca’sı.

Vietminh: 1939’da sosyalistler başta olmak üzere birçok farklı grubun işgalcilere karşı oluşturduğu birlik.

Kuzey Vietnam: 1954 Cenevre Antlaşması ile Ho Chi Minh liderliğinde kurulan Vietnam Demokratik Cumhuriyeti’nin topraklarını ifade eder.

Güney Vietnam: Başkenti Saygon olan ABD güdümlü kukla hükümetin bölgesi.

Ngo Dinh Diem: Güney Vietnam’a ABD tarafından atanan “yasal vali”. Ömrü 10 yıl.

NLF (Ulusal Kurtuluş Cephesi): 1960’ta Kuzey Vietnam’da kurulan birçok komünist ve yurtsever örgütün bileşiminden oluşan “Cephe”.

Vietcong: Gerillalara yönelik yakıştırma (Batı basını menşeili).

ARVN: Güney Vietnam/Saygon ordusuna verilen isim.

Montagnard: Dağlık bölgelerde yaşayan melez halk..

Tet Tatili: Vietnamlılar’ın yeni yılı. 1968’in ilk günlerinde NLF tarafından düzenlenen ve savaşın seyrini değiştiren “Büyük Pusu” bugünlerde yapılmıştır. (5 büyük şehirde 36 bölgesel merkeze eş zamanlı saldırı).

Özel Savaş: Vekalet Savaşı. İşbirlikçi Güney Vietnam/Saygon ordusunun karadan; ABD uçaklarının bombardımanlarıyla havadan destek vererek yürüttüğü Kuzey Vietnam’ı işgal girişimi. (1961-1965).

Halk Savaşı: ”Erkekler, kadınlar, yaşlılar, çocuklar… Halk savaşının gerçek sırrı herkesin savaşmasıydı… Ne şekilde savaşılabiliyorsa: silahla, politik eylemler ve gösterilerle, konuşarak, tartışarak… Gururlu, sofistike ve güçlü kalarak” (Syf. 64)

Vietnam Tarihine Kuş Bakışı: 1000 Yıllık Saldırı 1000 Yıllık Direniş

Vietnam tüm tarihi değerleri ve yaşamsal bulgularıyla 4 bin yıllık büyük bir tarihe sahip; ancak tarihsel ve arkeolojik sondajın yetersizliği yüzünden bu ülkeye ait çok az veriye sahibiz: Bugünkü Vietnam halklarının ataları kabul edilen Vietler’in M.Ö. 3. Yüzyıldan itibaren Çin’in gölgesinde kabileler halinde yaşadığını, uzun dönem Çin egemenliği altında olduklarını ve ancak M.S. 10. Yüzyılda bağımsızlıklarına kavuşabildiklerini biliyoruz.

Bu kritik bağımsızlıktan 20. Yüzyıldaki Büyük Savaş’a kadar yaşananlar:

1- Kadim İşgalci Çin: ”İlk beyaz adam Amerika’ya ayak basmadan 500 yıl önce Cao Bien (Çin işgali için gelen komutan) Lo nehrinin kenarında Vietnam’ın zenginliklerini Çin’e taşımanın planlarını yapıyordu ki, kocaman ve dehşet verici bir şey gördü. Muazzam bir şekil nehirler ve tepeler boyunca üzerinden yükseliyordu: Ben bu ülkenin ruhuyum; beni asla yenemeyeceksin!” (Syf.7)

Çinliler o “ruh”la karşılaştıktan 50 yıl sonra Vietnam’dan kovuldular.

2- Yenilmez Armada Moğollar: Çinliler’i kovduktan sonra 300 yıl barış içinde yaşayan Vietnamlılar bu kez efsanevi komutan Kubilay liderliğindeki Moğollar’ın menziline girerler:

“Peki Vietnam Kubilay Han için ne ifade ediyordu? Kubilay Çin’den Avrupa’ya birçok yeri silip süpürmüş Hindistan’a kadar inmişti. Yeryüzünün çoğunluğunda hükümdar O’ydu. Onun kuralları geçerliydi. Ama Vietnamlılar O’nu defettiler. İyi de nasıl: Gerilla Savaşı taktiğiyle…”(Syf.9)

Moğollar sonrası Vietnam’ın kabusu olan Ortaçağ sürecine değinmek gerek:

“Ortaçağ boyunca Vietnamlılar Avrupa’da olduğu gibi feodalizm altında yaşıyorlardı. Ülkeyi bir kral ve soylular çetesi yönetiyor; kendileri için yoksul köylüleri çalıştırıyorlardı… On yıllarca soylular çetesi kendi aralarında çatışıp durdular.”(Syf. 10)

Yakın çağ ise “Vietnam’da bulutların dağıldığı an” olarak tarif edilebilir:

“1789 sonrası… Vietnam’ın altın çağıydı. Vietnam dilinde romanlar, şiirler, tıp, coğrafya, felsefe üzerine kitaplar yazıldı. Bilimsel kültür ortaya çıktı.”(Syf. 11)

3- Sömürgecilerin Piri Fransa: 19. Yüzyıldan itibaren Vietnam’a yönelik sömürgeci basıncın adresi bu kez bir Avrupalı’ydı: Fransa. Uzun dönem iç dengeleri yoklayarak ve dinsel motivasyonla (misyonerlik) tacizlerini sürdüren Fransızlar, 1859’da -İspanyollar’ın da desteğiyle- “Misyonerlerimizi öldürüyorlar!” çığırtkanlığıyla ülkeyi istila etmeye başladılar.

Genetiği, tarihi, bilinci direnişle yoğrulmuş halk, bu işgale de topyekün karşı koydu. Savaşın hemen başında direnişe şahit olan bir Fransız şunları yazacaktı: ”İsyan topraktan geliyor gibiydi… Gerçek şu ki direnişin merkezi her yerdi, halkın bulunduğu her zerreye yayılmıştı özsavunma. Her köylü, her savaşçı bir direniş merkeziydi.” (Syf. 15)

4- İkinci Dünya Savaşı ve Ganimet Avcısı Japonya: Tarihler 1940. İkinci Dünya Savaşı’nın malum kaosundan faydalanmayı amaçlayan “sinsi emperyalist” Japonya, dümeni Vietnam’a kırar ve ülkenin büyük kısmını ele geçirir. Komünist Parti önderliğindeki “Vietminh” yeraltında ilk gerilla birliklerini bu dönemde kurar ve Japonya püskürtülür:

“Japonlar’a karşı direnişi yürüten ve zaferi hediye eden Vietminh yeni bir hükümet kurdu: Ho Chi Minh başkan seçildi. Vietnam Cumhuriyeti ilan edildi. Yeni bir bayrak Demokratik Cumhuriyet’in bayrağı, kırmızı üzerine sarı bir yıldız başkent Hanoi’nin semalarında yükseliyordu.” (Syf. 24-25)

5- “Çekirge ve Filin Savaşı” Yine Fransızlar: Japonlar tarafından harap edilen şehirler, seller, kuraklık, yoksulluk, silahsızlık. 19. Yüzyıldaki hezimetin ardından Fransızlar bu kez işlerinin çok daha rahat olacağını düşünerek girdiler Vietnam’a. Ne var ki ABD’nin siyasi-lojistik desteğine rağmen sonuç değişmedi: Ho Chi Minh ve koşulsuz destekçisi halk bir kez daha yenilgiyi tattıracaklardı Fransızlar’a.

“Endüstriyel bir ekonomiye sahip, zırhlı arabaları, topçuları ve uçakları olan bir düşmanla nasıl savaşılabilirdi? Vietnam gerillaları bambu sopalarıyla, eskimiş tüfeklerle, tren raylarından yapılan hurda silahlarla donatılmıştı.” (Syf. 33)

6- Ve “Son Büyük Savaş”ABD: Amerika savaşa aktif olarak niçin dahil oldu? 1945 Sonrası SSCB’nin 2. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılmasıyla ABD, ilk olarak 1949’da NATO‘yu, 1954’te Balkan İttifakı’nı ve en sonunda SSCB’yi çevreleme politikasının Uzak Doğu ayağı olan SEATO (Güneydoğu Asya Antlaşması Teşkilatı)‘yu kurdu. Bu şekilde SSCB her alandan “kuşatılmış” oluyordu. Yapılan antlaşmalarla (Fransa’nın geri adımı ve Cenevre Antlaşması) Vietnam; Komünist “Kuzey” ve ABD yanlısı “Güney” olmak üzere ikiye bölündü. Kalıcı bir çözüm ve anlaşma sağlanamadığını ve ve gerillaların Vietnam’ın tamamında kontrolü ele geçireceği iddiasıyla ABD, Vietnam’a “resmen” müdahale etti.

Komünizm Paranoyası ve İşgali Meşrulaştırma Girişimleri

Askeri müdahale, sermayenin tahrikleri ve ideolojik-ajitatif manipülasyon işgalin üç sacayağını oluşturuyor. Bu süreçte ve sonrasında, sinema endüstrisi ve medyatik dezenformasyon, komünist paranoya için en aktif biçimde kullanıldı:

“İşte komünizm hayaletinin devreye girdiği yer burası. Amerikan halkına tıpkı bugün söylendiği gibi Vietnam/Hindiçin savaşının komünizme karşı safları sıklaştırmak olduğu söylendi. Bunun bir başkasının topraklarına tecavüz etmek olduğunu bilseydik bu kadar sempati duymayabilirdik”. (Syf. 35)

Savaş, Protestolar ve Kırılma Anı

1967’nin sonunda ABD’nin Vietnam’daki işgal gücü: 500 bin. Güç dengelerindeki asimetrik durumu izah etmenin gereksizliğini paranteze alıp; gerillaların sığınak olarak kullanıldığı ormanları yok etmek için milyonlarca galon portakal gazının kullanılması, kuşkusuz savaşın vahşi sinematografisi için yeter de artar.

Bütün bu azgın saldırganlığa karşı kayıpları sürekli çoğalan bir ABD ve ayrıca hezimetin boyutu anlaşıldıkça artan ülke içindeki ve dünyadaki protestolar. 1968’in ilk günleri savaşın da dönüm noktası oluyor: Ocak 1968’de Kuzey Vietnam ordusu ve NLF Tet Bayramı sırasında büyük bir saldırı başlattı. Ani ve sürpriz bir hareketle aynı anda 36 bölgesel merkeze ve altı büyük şehirden beşine birden saldırdılar ve Saygon’da ABD elçilik binasına girmeyi başardılar. Bu ölümcül hamlenin ardından Beyaz Saray’ın zafer masalları bitti, anti-komünist motivasyon işe yaramamaya başladı, protestolar şiddetlendi ve başkan Johnson’ın desteği azaldı, seçimleri kaybetti.

ABD Geri Çekiliyor (1969-1973)

Kasım 1968’de başkan seçilen Richard Nixon, “Amerika’nın saygınlığını koruyacak bir geri çekilme planı“ aramaya başladı. 1969’da “Vietnamizasyon” dediği bir politikayı açıkladı: Güney Vietnamlılar’ı silahlandırarak ve eğiterek ABD askerleri geri çekilecekti. Takip eden üç yıl içinde 500 binden fazla Amerikan askeri geri çekildi. Bu durum geride kalan ve tükenmiş askerlerin iyice çökmesine ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına neden oldu.

ABD’nin Bıraktığı Miras: İç Savaş

Güney Vietnam ulusal polis şefi Nguyen Ngoc Loan, Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesinden bir direnişçiyi infaz ediyor.

Değişmeyen USA imzası: Son Amerikan birlikleri Vietnam’dan çekilse de adına “Savaş Sonrası Savaş” denilen bir iç savaş ortamı bıraktılar. ABD tarafından eğitilen ve silahlandırılan paramiliter Güney Vietnam birlikleriyle Kuzey’deki Demokratik Cumhuriyet’in savaşı 1975’te Ho Chi Minh liderliğindeki gerillaların geniş kapsamlı saldırısıyla zaferle sonlandırıldı. Başkent Saygon düştü. Şehrin adı “Ho Chi Minh” oldu.

“Bir Halkın Ruhu İnsanoğlunun Teknolojisinden Büyüktür!”

“Tüfeği olanlar tüfekleri, kılıçları olanlar kılıçları, kılıçları olmayanlar küçük çapa ya da sopalarıyla savaştı. Her mezra ve cadde birer kale, her insan bir savaşçı, her parti hücresi bir kurmay heyeti gibiydi. Zafer, çok büyük bedellerle 3 milyon şehit, yüzbinlerce yaralı ve sakatla kazanıldı.” Ho Chi Minh

ABD’nin 500 bin asker, 3300 uçak ve 5000 helikopterle hüsrana uğraması. Resmi rakamlar 2 milyon Vietnamlı’nın katledildiğini söylese de, ölü sayısının 3.4-3.8 milyon arasında olduğu yönünde araştırmalar da var. Pentagon 2011 yılında savaşla ilgili 7 bin arşiv belgesini yayınladı ve 54 bin askerin öldüğünü açıkladı. (https://www.archives.gov/research/pentagon-papers)

Şüphesiz Vietnam Direnişi -iki büyük “Paylaşım Savaşı” ile- 20. Yüzyılın en önemli tarihsel kesitini oluşturuyor: Asimetrik Savaş olgusu, Halk Savaşı pratiği, muhalif hareketlere esin kaynağı oluşu gibi birçok açıdan zengin ve geniş bir pratik ve politik miras.

Bu paha biçilemez mirasın izini sürmek için Ho Amca’nın devrimcilere verdiği nasihat, işaret fişeği niteliğinde:

“Devrim tek bir kişi tarafından yapılamaz. Büyük bir güce ihtiyaç var, tüm halkın katılması gerekli… Militanlarımız iyi kalpli, açık fikirli ve içten olmalı… Bir insan sadece zulmün, acılarının nedeni olduğunu anladığında mücadeleye katılır. Bu yüzden insanlara yalan söyleyemeyiz. Bir devrimcinin halk karşısında, sanki feodal diktatör gibi, kibirli ve küstah bir tutum almaya hakkı yoktur. Bir devrimci mütevazı olmalıdır!”