Savaşta Israr: Filipinler Gerilla Hareketi – 2

“Tükenmez soluğu olanlar gerekli. Bir kalbi daha olanlar gerekli” -Filipin Halk Ezgisi-

Dünya’da toplumsal hareketler üzerine çalışan taraflı tarafsız hemen hemen tüm araştırmacıların ve basın-yayın organlarının  “dünya tarihinin en uzun ömürlü gerilla hareketi” ya da ”en uzun erimli komünist mücadele pratiği” betimlemesini yaptığı “Filipinler Gerilla Hareketi” ne ilişkin yazımızın ilk bölümünde (bkz: https://kesintisiz.org/hic-bitmeyen-bir-umut-filipinler-gerilla-hareketi-1/); gerilla hareketinin mücadele mirasını devraldığı 300 yıllık İspanyol İmparatorluğu sömürgeciliğine karşı verilen ulusal ayaklanmalara değinip, ABD ve Japon işgallerine halk ayaklanmasıyla cevap veren HUK’ların hikayesini özetlemiştik.

Hareket’in yakın tarih-modern zamanlar seyrini ise, HUK’ların ardılı olan ve 50. yılını kutlayan Filipinler Komünist Partisi ile onun askeri kolu Yeni Halk Ordusu dolayımından ele alacağız.

Filipinler Komünist Partisi 50 Yaşında!

Filipinler yönetiminin başına geçen her sömürge valisinin ilk sözü: “Komünist isyancıları bitirmek!”.  İşte o sözleri boşa çıkartan, halkın umudunu hâlâ diri tutan ve bu yıl 50. yaşını kutlayan örgüt: Filipinler Komünist Partisi: “Communist Party of the Philippines” PCC.

Parti’nin kuruluş tarihi olan 26 Aralık (1968) oldukça anlamlı: Mao’nun doğum günü olan “Maoist Noel”. FKP’nin kurucularından, hareketin en önemli teorisyenlerinden olan Jose Mario Sison’un tabiriyle: “CPP, 1968’in en hararetli günlerinde Marksizm-Leninizm ve Mao Zedong düşüncesinin kuramsal temelleri üzerine” kuruldu.

Kuruluş günlerinde Filipinler üzerine yapılan ideolojik-teorik sondajlar, doğal olarak silahlı mücadelenin, hareketin temel yönelimi olması gerektiğini ve nesnel koşulların bunu dayattığı tespitiyle sonuçlandı:

“Parti, 1968’de kurulduğunda silahlı mücadeleye başlamak için devrimci bir durum var mıydı? Parti bu soruya nasıl yaklaştı? Gelişmiş kapitalist ülkelerden farklı olarak sömürü ve baskı döngüsünün içinden geçen Filipinler gibi yarı-sömürge ve yarı-feodal bir ülkede sürekli bir kriz yaşanmaktadır. Zirâ komprador kapitalistlerin ve toprak sahiplerinin yerel egemen sınıfların sömürüsü ve baskısı üzerine bir de emperyalizmin sömürüsü mevcuttur. Bu nedenle, nesnel koşullar her zaman devrim için elverişlidir.”

Ülkeye ve topluma dair tahliller, Parti’nin bir “savaş aygıtı” gibi kurgulanmasını ve silahlı bir kanadın kurulmasını beraberinde getirdi.

Silahta Israr: Yeni Halk Ordusu (Bagong Hukbang Bayan)

Komünist Parti’nin kuruluşundan üç ay sonra Mart-1969’da gerilla gücü “Yeni Halk Ordusu” (New People’s Army/NPA) 60 savaşçı, 9 otomatik tüfek ve 26 ikincil ateşli silahla kurulduğunu ilan etti.

Kurulduğu günden beri “de facto” olarak, 2002’den itibarense “resmen” ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alan Yeni Halk Ordusu’nun ilk liderleri, 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı esnasında Japon işgaline, sonrasında ise ABD güdümlü kukla hükümete karşı savaşan HUK’ların genç köylü militanlarından oluşmaktaydı.

Örgütün, 2016 yılına ait CIA raporlarına göre savaşçı sayısı 3200, kendi açıklamalarına göre (2018) 10 bindir. Halk Ordusu, Luzon adasını –kuruluş yeri— “direnişin kalesi” olarak nitelendirirken, 81 ilin 70’ini; 100’den fazla ilçeyi “aktif gerilla cephesi” olarak tanımlamaktadır.

Komünist Hareket ve İlkesel Birliktelikler

Filipinler Komünist Partisi ve Yeni Halk Ordusu, 1973 yılında hayata geçirilen 17 sol-ulusal kurumun oluşturduğu bir çatı örgütünün 45 yıldır bileşeni durumundadır: NDFP (Ulusal Demokratik Cephe)

NDFP’yi oluşturan 17 organizasyon: Filipinler Komünist Partisi, Yeni Halk Ordusu, Devrimci Sendikalar Birliği ,Ulusal Köylü Hareketi, Yeni Kadınların Kurtuluş Hareketi, Yurtsever Gençlik, Ulusal Kurtuluş için Hıristiyanlar, Cordillera Halk Demokratik Cephesi, Moro Devrimci Kurtuluş Örgütü, Yurtsever Tıp Örgütü, Halk için Bilim Adamları, Yurtsever Avukatlar Birliği, Yurtsever Öğretmenler Birliği, Halk Sanatçıları ve Yazarları, İşçi Birliklerinin Örgütleri, Yurtsever Hükümet Çalışanları, Lumadların Devrimci Örgütü ve COMPATRIOTS (Denizaşırı Filipinlerin Devrimci Örgütü)

Hareketin Lideri ve Teorisyeni: “Yaşayan Efsane” Jose Mario Sison

Jose Mario Sison’un Sierra Madre ormanında Filipinler Komünist Partisi Merkez Komitesi başkanıyken 1971 yılında çekilmiş bir fotoğrafı.

Komünist Hareket’in 80’lik çınarı Sison’a özel bir parantez açmadan yarım asırlık mücadelenin kodlarına ilişkin her çözümleme ister istemez eksik kalacaktır.

İlk nesil gerilla hareketinin dolayısıyla ilk kuşak isyancıların da merkezi olan Luzon adasında 1939 yılında doğan Sison, henüz yirmisinde bir militan-devrimci olarak dikkatleri çekmişti bile: Entelektüel donanımı, güçlü hitabeti ve liderlik vasıflarıyla öne çıkan Sison, 12 delegeyle bugün 10 binlerce üyeye sahip FKP’yi kurmuştur.

9 yıllık hapis ve 1,5 yıllık hücre cezası 1986 yılında biten “Serçelerin Lideri”, 1988 yılında bir dizi seminer için çıktığı Avrupa gezisi esnasında bir anda “mülteci” konumuna düşmüştür: Ülkenin yeni başkanı/ilk kadın başkanı Corazon Aquino, Sison’un pasaportunu iptal edip yurda giriş yasağı koymuştur. Halen Hollanda’da “mülteci devrimci” olarak yaşayan Sison, ABD’nin “terörist izleme listesi”ndedir.

Sison, kuruluşundan bu yana hareketin ideolojik-pratik seyrini şekillendiren en dominant karakter olma özelliğini hiç yitirmemiştir. Komünist hareketin/gerilla mücadelesinin 50 yıllık sinopsisinden önce teorik alt yapıya, konulan hedeflere ve stratejiye bakmak, tarihsel sürekliliğin arka planını görme açısından önemli ipuçları verecektir.

Hareketin Teorik ve Pratik Parametreleri: Strateji, İlkeler, Kitle ve Örgüt (*)

Komünist Hareket, temel strateji olarak kentlerin kırsaldan kuşatılmasına dayalı Maoist askeri çizgiyi benimsedi. Parti, bu yönelimin sebebini: “Ülkenin içinde bulunduğu koşulların 1949 Devrimi öncesi Çin koşullarıyla özdeş olması” argümanıyla temellendirdi: İlk dönem (1968-1980) Mao’ya, özel ilginin nedeni budur. Başlangıç tezlerinde Maoizm ve Çin vurgusu “tipik” olsa da pratikte ve sonraki teorik açılımlarında CPP’nin, Güneydoğu Asya’daki klasik Maoist yürüyüşten farklı bir patika izlediği görülecektir. 1980’lerde kıtadaki birçok “Komünist Parti” havlu atmış ve yenilgiyi kabul etmişken, Filipinler Komünist Partisi’nin o dönem hâlâ askeri ve politik etkiye sahip olması da “farkı”nı ortaya koymaktadır:

“Stratejik çizgimiz, yarı-sömürge ve yarı feodal bir ülkede iki aşamalı bir devrimdir: Birincisi, demokratik devrim ve ülke çapındaki zafer; ikincisi, sosyalist devrim ve bunun kalıcı inşası. Mücadelenin ana biçimi silahlı mücadeledir; çünkü bu tarz herhangi bir devrim, politik iktidarın ele geçirilmesinin ana koşulunu oluşturur.” (**)

Silahlı mücadelenin temel; öteki politik, ekonomik ve demokratik mücadele tarzlarının bu temel mücadele biçimine tabi tutulması…Bu noktada Hareket’in karakterini de billurlaştıran kır-kent senkronizasyonuna dikkat çekmek gerekiyor: NPA (Kır)/ CCP (Kent)

Kırsal Alan ve Yeni Halk Ordusu: YHO kırsalda üç ana hedefe yoğunlaşmış durumda:

A) Sömürgeci orduyu püskürtmek

B) Toprak reformu

C) Sosyalist hayat alanlarının yaratılması (sağlık, eğitim, tarım vb.)

“NPA, düşman ordusunu püskürtmek, karargahlarına saldırılar organize ederek birliklerini etkisiz hale getirmek ve silahlarını ele geçirmek için kırsal kesimde savaşır. Ormanların ve dağların varlığı, gerilla savaşı için idealdir. Ayrıca NPA, fiziksel arazinin ustalığına sahip olduğu için avantajlıdır.”

“İkinci görev, toprak reformudur. Köylülerin uzun süredir devam eden talebine cevap vermek, kendilerine ait olan toprakları onlara vermektir. Bu nedenle köylüler, halkın ordusuna katılmaları için oğullarını ve kızlarını vererek devrimi destekliyorlar.”

“Üçüncü görev, temel yapılar yani kalıcı kurumlar oluşturmaktır. Bu hedef; kırsal alanda köylüler, kadınlar, gençlik ve diğer sektörlerin kitle örgütlenmesini ve devrimci hükümetin embriyoları olan siyasal iktidar organlarını kurmayı içerir. NPA sadece savaşmakla kalmaz, zamanının yaklaşık %80’ini köylü kitleler arasında yaptığı politik çalışmalara harcar. Kitlelerin yaşam standardını yükseltmek için toprak reformunu uygular; üretimi, pazarlamayı, kredi kooperatiflerini ve diğer ekonomik projeleri örgütleyerek insanları harekete geçirir. Ayrıca okuryazarlık, aritmetik, sağlık, temizlik ve devrimci kültürün tanıtımı gibi programları da vardır. Devrim, sadece eskiyi yok etmekle ilgili değil, aynı zamanda yeni olanı inşa etmekle ilgilidir.”

Kentlerde Mücadele ve Komünist Parti: Hareket; yeni sömürgeciliği, devletin çürümüşlüğünü afişe etmek ve alternatif alanlar yaratmak için kent örgütlenmelerini önemsedi. Halkın dörtte üçünün kırsalda yaşadığı bir ülkede, kentlerdeki mücadeleyi/legal alan çalışmasını “öncelik-sonralık” ilişkisi olarak değerlendirmeden realize etti.

“Diğer mücadele biçimi ise işçilerin, kadınların, gençlerin, avukatların, öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının, bilim adamlarının ve küçük burjuvazinin öteki kesimlerinin kitlesel hareketleriyle kentlerde yasal ve parlamenter olarak yürütülüyordu. CPP, yasadışı bir Parti olduğu için görevi sistemi reforme etmek değil, Lenin’in söylediği gibi sistemin çürümüşlüğünü ortaya koymak, kitlelerin devrim ihtiyacını görmesini sağlamak, gerici parlamentoyu ifşa etmekti.”

İşçiler ve gençlik hareketleri, kentlerdeki yasal demokratik hareketi ilerletmede kilit bir rol oynamaktadır. Fabrikalarda ve sendikalarda aktif olarak çalışıyoruz. Parti önderliğindeki Ulusal İşçi Federasyonu, işçilerin hakları için savaşan en büyük ve en militan kurumlarımızdandır. Okullarda ve üniversitelerde aktif olarak çalışıyoruz, kampüs içindeki ve dışındaki mücadeleleri genel olarak öğrencilerin ve Filipin halkının demokratik hakları için yönetiyoruz.”

Direnişte Devamlılık ve Mücadelenin Tarihsel Evrimi

CPP’nin 68’den 2018’e tarihsel uğraklarına/evrimine değinirken öncelik, kuşkusuz bu hareketin sürekliliğindeki toplumsal etkenlere verilmelidir. Beş başlıkta bu etkenleri toparlayabiliriz:

1 – Kronik Feodal Yapı: Dağlık-dağınık coğrafi yapısı bariz olan ülkenin üzerine on yıllardır çöken ABD/yeni sömürgeciliğin basıncı bir yana, hâlâ bu coğrafyada modern bir orta çağ yaşanmaktadır: Toprak ağalığı, en primitif haliyle sürmekte; feodalizmin hakimiyeti devam etmektedir. Köylüler ürettiklerinin karşılığında toprak ağalarından neredeyse sadaka almaktadırlar.

Toprak tekelleri, ağalık, topraksızlık ve muhtaç bir köylülüğün varlığı silahlı mücadele koşullarının temellerini yaratmaktadır. Böyle bir sömürü ikliminde halkın, çözümü devrimin getireceği toprak reformunda, yani kolektivizasyonda görmesi ve bunun için de FKP’yi devrim yolunda desteklemesi kaçınılmazdır. Halk Ordusu’nun 50 yıldır bitmek bilmeyen direnişine güç veren en önemli unsur da budur.

2 – İsyan Genetiği: Ülkenin keşfinden sonra, 300 yıllık İspanyol İmparatorluğu zulmüne karşı onlarca ulusal ayaklanma, yüzyılın başında ABD işgaline karşı başlatılan isyan, 2.Dünya Savaşı sırasında Japonya devletinin istilasına karşı başkaldırı, elbette bu topraklarda köklü bir isyan geleneğini, bir devrimci nosyonu çoktan oluşturmuştu. Özellikle Stalingrad’dan sonra dünyanın en büyük şehir savaşının Filipinler’de (Manila’da) Japonlara karşı verilip kazanılması sansasyonel bir zafer ve direniş mirasıdır.

3 – “Ahbap – Çavuş Kapitalizmi” (Crony Capitalism): Sömürgecilik deneyimi ve gelir adaletsizliğindeki uçurum ülkenin makûs talihi olmuştur adeta. Güneydoğu Asya’da nüfusu en çok artan ülke olan Filipinler, bölgenin en yüksek işsizlik oranına sahiptir. (2015 Dünya Bankası verileri).

Ülkede 25 kişilik en zengin grubun geliri, 76 milyon Filipinli’nin gelirine eşit durumdadır. Sosyal adaletsizlik ve işsizlik son yıllarda iyice artarken, bu yakıcı sorun gençler arasında iki yönelimi tetikliyor: Ya gerillaya katılıp sömürgeciliğe karşı mücadele ya da uyuşturucu ve yozlaşma.Kırsalda, gerillaya yoğun katılımın; kentlerde, artan uyuşturucu kullanımı/dejenerasyonun sebebi bu tablodan kaynaklanmaktadır.

4 – Kurtarılmış Bölgeler (Red Free Zone): Filipinler’in birçok bölgesinde –YHO etkisinde— “Kızıl Bölgeler” diye adlandırılan özgürleştirilmiş alanlar mevcuttur: Kızıl komünlerde; eğitim, okuryazarlık, sağlık ve evlilik meseleleri de Yeni Halk Ordusu’nun üzerine çalıştığı programlardır.

“Bu bölgeler, proleter halk için adeta çölün ortasındaki bir vaha gibidir. Kızıl bölgelerde Komünistlerin kendi sürekli ordusu, yasaları, memurları ve toplumsal platformları vardır. Feodalizmin adaletsizliklerine maruz kalan insanların başvurabileceği herhangi bir idari yapının olmaması, FKP’yi düşük maliyetli hizmet ve toplumsal sistemleri oluşturmaya ve uygulamaya yöneltmiştir. Bu bölgelerdeki çoğu çiftçi, kendilerini Manila’daki Başkanlık Sarayı’ndan ziyade Halk Hükümeti’nin bir parçası olarak tanımlamaktadır. Çünkü bu bölgelerde yasaları halk yapar.”

5- “Adalar Denizi”, Ormanlar ve Coğrafi Avantaj: Filipinler’in 100 milyonu aşan nüfusunun %70’i kırsal bölgelerde yaşar ve bu yüzden feodal düzenin toprak sömürüsüne maruz kalan köylü kesimi, görece yozlaşmış bir şehir yaşamında kapitalist düzenin çarklarıyla mücadele eden kitlelerden çok daha büyüktür. Bu durum, kırsal örgütlenmede YHO için büyük bir gerilla potansiyeli anlamına gelmektedir. Ayrıca kırsal yaşamın yaygınlığının coğrafi koşulların zorluğuyla birleşmesi sayesinde merkezi hükümetlerin kontrol sağlamakta zorlandığı ve bu yüzden gerillaların bu boşluğu doldurduğunu görmekteyiz. Bu durum, komünal direnişin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Hareket’in yarım asırlık yürüyüşünde iki önemli tarihsel kesite başka bir deyişle iki “diktatoryal uzam”a girmek, kısa ve öz bir mücadele bilançosunu da gözler önüne serebilir: Marcos ve Duterte diktatörlükleri.

2O Yıllık Zulüm: Diktatör Marcos ve Komünist Hareket

Komünist Parti’nin ve gerilla örgütünün kuruluşunun ilk yıllarında —70’ler boyunca— programının merkezinde, yeni sömürgeciliğin yok edilmesi, kırsalda toprak reformu ve feodal kast’ın bitirilmesi vardı. Eşitsizliğe, adaletsizliğe ve zulme son verme retoriği, kentlerde de başta aydınlar olmak üzere birçok toplumsal kesimi ve sektörü cezbetmiştir: Kadın hakları, çevrenin korunması, ücretsiz eğitim, ücretsiz sağlık, yerli halkların yetkilendirilmesi, işçi hakları ve daha birçok başlık, Parti ve Halk Ordusu’nun kadrolarınca dillendirilmiş, önemli legal örgütlenmeler hayata geçirilmiştir.

1970’lerde Hareket’in özel ilgi gösterdiği alanların başında “Akademya” gelir: Filipinler eğitim sistemindeki kıyıcı sömürgeci müfredatın ifşası ve revize edilmesi için akademisyenlerle sıkı bağlar kurulmuştur. Yine bu doğrultuda Parti, tarih yazımını ve radikal bilgi birikimini teşvik etmiş ve alanında yetkin entelektüelleri teori ve pratiği kaynaştırmaları için özendirmiştir.

Bütün Bu Yıllar Boyunca Ülkenin Yönetimindeki İsim: Ferdinand Edralin Marcos

2.Dünya Savaşı yıllarında Japonlara kara borsa mal satan bir düzenbaz olmasına rağmen sahte belgeler, madalyalar ve kahramanlık masallarıyla kendine yapay bir auro/mitsel bir prototip yaratan Marcos, kısa sürede ABD’nin gözdesi olmuş ve 1965’te devlet başkanı seçilmiştir.

Özellikle 1970’lerin ortası Marcos, gerillaya acımasız saldırılarıyla ve halk kitlelerine uyguladığı ekonomik zulümle hafızalara kazındı. Güzellik kraliçesi olan eşinin popülaritesi, siyasal ömrünü ve hormonlu gücünü uzatsa da bu ikili 1980’lerin başından itibaren ülkede savurganlığın ve yolsuzluğun sembolü olmuşlardır. Peş peşe patlak veren yolsuzluk skandalları ve 1986’daki büyük seçime hile karıştırılması, Marcos’un sonunu hazırlamış ve 20 yıllık diktatör, “yarı halk ayaklanması”-“yarı darbe” ile devrilmiştir. Halkın isyanına ordunun bir kısmı da destek vermiştir. Bu ayaklanma sırasında Hareket’in gerekli inisiyatifi alamaması ise bir özeleştiri sürecini başlatmıştır.

1980’ler: Marcos Devrilirken “Kaçan Fırsat” ve Özeleştiri

1980’lerin ortasında diktatör Marcos, halk ayaklanması ve ordudaki bazı fraksiyonların desteğiyle devrilirken Komünist Hareket ise kuruluşunda benimsediği stratejik tezleri, “tam haliyle uygulayamama”nın hayal kırıklığını yaşamıştır. Birleşik devrimci savaşın iki ayağı kır ve kentin birlikte yetkin kılınması sağlanamayınca, yani kentlerdeki toplumsal kesimler yeterince mobilize edilemeyince, önemli bir devrimci moment kaçırılmıştır. Bu “kaçırılmış fırsat”, hareket için önemli bir eşik kabul edilmiş ve “Büyük Düzeltme Hareketi” adı verilen kapsamlı bir “arınma” süreci başlatılmıştır.

CPP, ülkede 1980’lerde politik hatalar yaptığını kabul eden ilk örgüttür. Kentlerdeki kitle tabanının statikliğine çareler aramış ve Halk Ordusu’nun “bazı aşırılıkları” için toplumdan özür dilemiştir.

Hareket, 1990’larda “Arındırma Kampanyası”nı sürdürmüş ve bununla paralel olarak da yereldeki kitlelerine zaman zaman ayaklanma provaları yaptırarak hükümete zor anlar yaşatmıştır: 1990’lar “Atılım Dönemi” olarak kabul edilir.

2000’ler: Duterte Diktatörlüğü ve Komünist Hareket

Time dergisinin Mayıs 2018 kapağına “yaşayan en otoriter liderler” den biri olarak taşınan Duterte (D.-1945) ironik bir şekilde kendisini “Filipinler’in ilk solcu lideriyim” diye tanımlar. Bunu sürekli vurgulamasının nedeni, lise yıllarında bir dönem Komünist Parti’de yer almasıdır: Disiplinsiz tavırlarıyla örgütte fazla barınamamıştır. Üniversite yıllarında ise arkadaşını silahla vurmak, cinsel taciz ve daha birçok “kirli olay”ın içinde yer almıştır.

1986‘da ülkenin üçüncü kalabalık şehri Davao’nun belediye başkanlığına seçilen Duterte, 22 yıllık belediye başkanlığı süresince kurduğu “ölüm mangaları”yla, 1000’den fazla yargısız infazla, sigara dahil birçok tuhaf yasaklamalarla gündeme geldi. Acımasız cezalandırmalarının bazılarında kendisi de görev aldığı için lakabı bir çizgi romandan esinle “Punisher” (cezalandırıcı) olarak kaldı.

2016 yılı seçimlerinde uyguladığı saldırgan ve popülist (küfürlü, argolu, cinsel şakalı) başkanlık stratejisi onu ülkenin 16. başkanlığına taşıdı: Popülizmin altın çağında neyi nasıl pazarlayacağını, sırtını nereye dayarsa, kimlere küfrederse oylarının artacağını ve bu manzara içerisinde nereye oturacağını karakter olarak, içgüdüsel biçimde de biliyordu.

Duterte, ABD’ye yeni-sömürgeciliği bütün kurumlarıyla kusursuz uygulayacağına dair sözler vermişti ve gecikmeden bu doğrultuda hâlâ sürmekte olan saldırgan bir süreç başlattı: Kabinesinin çoğunu eski generallerden oluşturup, belediye başkanlığı döneminde nam salan ölüm mangalarını bu kez daha kitlesel olarak saldı sokaklara. 2016-2018 arasındaki 1,5 yıllık başkanlığı süresince resmi olarak 7 bin, bağımsız kaynaklara göre 10 bin kişi infaz edildi. Bu sayı, Marcos’un 20 yıllık diktatörlüğündeki infaz sayısından fazladır.

“Uyuşturucuyla Savaş” adı altında yoksul halk kitlelerine karşı tarifsiz bir baskı uygulayan ve gerillaya sürekli tehditler savuran Duterte’nin, İslamcı örgütler karşısındaki hali ise tam bir zavallılık örneğidir: 2017’de IŞİD, Halk Ordusu’nun aktif olmadığı bazı bölgelere elini kolunu sallayarak girip Marawi kentinde ayaklanma başlatırken (5 aylık işgal) bu çetelerin halkı katletmesine günlerce seyirci kalmış ve ancak ABD’nin onayıyla “sıkıyönetim” ilan etmiştir. Sıkıyönetim kısa bir süre sonra Halk Ordusu’na yönelik baskının bahanesine dönüştürülmüştür.

Hareket’in Duterte Dönemindeki Hamleleri

CPP’nin 2000’ler boyunca yumuşak karnı, kuşkusuz ki böyle bir savaş örgütünün 1986’da bileşeni olduğu Ulusal Demokratik Cephe’nin başlattığı barış ve ateşkes aldatmacasına prim vermesi ve “yeni sömürgeciliğin maskesinin düşürülmesi” diskuruyla parlamentarizme göz kırpmasıdır.

Duterte’nin seçilmesiyle Devlet ve Gerilla arasındaki hararetin artması, 2017 yılında 6 aylık ateşkesin de kesin olarak bozulmasına neden oldu. Ateşkesin bitirilmesi sonrasında diktatörün açıklamaları manidardı: “Bu topraklarda komünistlerle artık barış olmayacak. İsyancıların elebaşları yeniden tutuklanacak. Devletimize isyan etme cüreti gösterebilecek asilere sesleniyorum: Buyurun çıkın dağlara; haydi savaşa marş marş!”

Yeni Halk Ordusu’nun bu tehdide cevabı ise “misilleme” şeklinde oldu, üstelik adres de fazlasıyla anlamlıydı: Duterte’nin “memleketi” ve 22 yıllık başkanlık yaptığı Davao’da 4 asker öldürüldü, 15 asker yaralandı.

2 yıla yaklaşan Duterte dönemimin eylem envanterine göz atmak gerekirse,

– Nisan 2017 — Bansalan kasabasında çatışmalar: 20 asker öldürüldü.

– Kasım 2017 — Batı Agusan bölgesinde GMC isimli ABD inşaat şirketinin cezalandırılması ve aynı bölgede askeri noktalara eş zamanlı baskınlar: 15 asker öldürüldü.

– Mart 2018 — ABD kökenli David Consunji (DMCI) madencilik şirketinin faaliyetlerini koruyan 2.deniz piyade taburunun cezalandırılması: 7 asker öldürüldü.

– Temmuz 2018 — Besao bölgesinde sömürgeci orduyla çatışmalar: 5 asker öldürüldü.

1969-2018 yılları arasındaki çatışmalarda toplam ölü sayısı 40 bin civarındadır.

Komünist Hareketin Dünyadaki Bazı “Sol” Hareketlere Bakışı ve Enternasyonal Dayanışma

Filipinler Komünist Hareketi, Batı Avrupa’daki “İşçi Partileri”nin burjuva partileri ve hükümetleri ile ilişkilerini “ihanet” olarak görüp eleştirirken, Podemos’u ve Syriza’yı ise “modern revizyonizm kanserini sola bulaştırmak” ile itham etmektedir.

Venezuela’ya destek açıkça dillendirilirken; Nepal’de Maoistlerin, Kolombiya’da FARC’ın barış sevdası tüm kazanımların heba edilmesi olarak değerlendirilmektedir.

Son dönemde FARC’ın silah bırakmayan kanadıyla (FARC-EP) (bkz: https://kesintisiz.org/farc-epden-aciklama/) ve “Filistin’in Umudu” olarak hitap ettikleri FHKC ile sıcak temasları dikkat çekiyor.

Enternasyonal dayanışmanın en güncel örneği olan 18 Mayıs 2018’de Komünist Parti’nin Filistin açıklamasıyla yaşandı. Kudüs’e taşınan ABD büyükelçiliğinin açılış törenine hükümetin temsilci göndermesi üzerine Duterte sert bir dille kınanmış, 14 Mayıs’ta İsrail’in yaptığı katliamlar lanetlenerek, hayatını kaybeden FHKC savaşçıları selamlanmıştır.

“Kızıl Yürüyüş”ün Mesajı Net!

“Filipinler’de artık çokça alışveriş merkezi, oteller ve göz kamaştırıcı şeyler var. Ancak bunların hemen karşısında bu iş yerlerinde çalışanların kaldığı gecekondu mahallelerini görüyorsunuz. Bu insanlar saatlerce çalışıp az bir ücret alıyorlar. Ve ayrıca yaşam mücadelesi verdikleri gecekondular kriminalize edilmeye çalışılıyor. Onların çoğu kırsal kesimlerden, topraklarından kovulmuş halktan oluşuyor. Ancak Filipinler’deki kolonyal eğitim bize farklı söylüyordu: Gecekondularda yaşayanlar fakirdir. Çünkü onlar tembeldir ve hepsi suçludur. Onlar gerçekten çalışmak istemiyorlar. Bize okullarda, ABD’nin bizi İspanyol sömürüsünden kurtardığı, bundan dolayı ABD’ye şükretmemiz gerektiği öğretiliyor. Batılı olanı amaç edinmemiz, ona tapmamız gerektiği söyleniyor. Sömürü geçmişiyle alakalı tek bir kelime bile edilmiyor. Atalarımızın nasıl sömürge haline getirildiği ve atalarımızın nasıl barbarlar olduğu anlatılıyor.” (Filipinli Militan — Aktivist Nerissa Allegretti’nin Kızı)

Filipinler’deki 300 yıllık isyan geleneği, yarım asırdır CPP ile sürdürülüyor: ABD, besleme bir diktatör ve sömürgeci bir ordu. Deyim yerindeyse “Zulüm Teslisi”nin bitmeyen basıncı sürdükçe “Kızıl Yürüyüş” de pes etmeyecek. Komünist Parti’nin, Duterte’nin son dönemlerdeki tehditlerine de cevap niteliği taşıyan “50. Yıl Mesajı” nda somutlandığı gibi:

“Yeni-sömürgeciliğin ve uygulayıcısı zorbaların zulmü sona ermedikçe savaşçılarımızın silahlarının yönü de değişmeyecektir: Bizi imha edemezsiniz!”

Bu başlık altında yapılan alıntılar, HDK’nin 2O17 yılında İstanbul’da düzenlediği “Kapital’den Ekim Devrimi’ne, Ekim Devrimi’nden Devrimlere” sempozyumunda bir konuşma yapan Sison’un yardımcısı, gerilla Jose Danilo Borjal’ın sunuş metnindendir: “Kapital ve Ekim Devrimi, Ekim Devriminin Filipinler Devrimine Etkileri”. (Metnin tamamı Kesintisiz Kolektif’in çeviri programında yer almaktadır)

** CPP’nin; nüfusun yüzde 70’inin kırsalda yaşadığı, coğrafi şartları malum olan (adalar, ormanlar vs.) bir ülkede Çin Devrimi’nin de rüzgarıyla Maoist bir stratejiyle yola çıktığı muhakkak. Ancak, özellikle 1980 sonrası ve artan bir şekilde günümüzde, başta Sison olmak üzere Hareket’in ideologlarının teorik-pratik-stratejik söylemlerine baktığımızda , Komünist örgütün yol haritasında Çayanist Kuram’dan imgeler görmek de mümkün.

Parti’nin bir savaş mekanizması olarak dizaynı, silahlı mücadeleyi temel alıp “diğer bütün süreçlerin” buna tabi kılınması, askeri ve ideolojik önderlikte birlik şartı, kent-kır dengesi, yeni sömürgecilik tahlilleri ve konumlanış, feodalite çözümlemeleri…Bütün bu ana izlekleri; Çayanist Kuram’ın da kavram setini/ideolojik-praxis repertuarını  göz önünde bulundurduğumuzda, Mahiryen tezlerle-CPP arasında korelasyon kurmak çok da  “aşırı-yorum” olmasa gerek. (Bu “kesişim” konusunun ayrıntılarına girmek böyle bir yazının çerçevesini fazlasıyla aşındırma riski taşıdığından ve “özerk” bir yazıyı hak ettiğinden şimdilik bu dipnotla yetinelim).

Faydalanılan Kaynaklar

Toplumsal Hareketler (Tarih-Teori-Deneyim), Derleyen: Y. Doğan Çetinkaya, İletişim Yayınları

Filipinler Komünist Partisi, Mong Palatino, İştiraki Dergi

Haklıyız Kazanacağız, Cilt:1, Boran Yayınevi

Yarım Asırlık Direnişin Sırları, Stratejik Ortak Portalı

Filipinler Halk Savaşında Son Durum, Kuram Dergisi

Jose Maria Sison Twitter/WEB: @JoseMariaSison   https://josemariasison.org/

CPP İnformation Bureau Twitter: @prwc_info