Susan Meiselas ve Nikaragua: Devrimin Estetiği

Kapitalizm ile sosyalizmin savaşının çok yönlü boyutlarından biri de imge ve estetik üretimi alanında gerçekleşiyor. Kapitalist sistem kendi kurduğu imgesel gerçeklik ve estetikle toplum üzerindeki hegemonyasını yeniden üretmeye çalışır. Özellikle 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren kapitalizmin gelişimi içinde yaşadığı dönüşüm, enformasyon aygıtlarının yoğun bir şekilde ortaya çıkışı kapitalist sistemin görüntü ve görüntünün hız odaklı akışına dayanan bir yapıyı oluşturmasını sağladı. Hızın getirdiği unutkanlık ile kapitalist imgenin bireysel tüketicilere dönüştürülen toplumun bilincinde yabancılaşmayı var ettiği bir yapı yaşadığımız dönemin özelliği oldu. Geç kapitalizm diyalektik bir biçimde gerçekliğin yerini alan imgenin hücrelerine ayrıştırılan toplumda bireye götürülüşü ve bireyin bu imgeleri kimliklerinin ve tepkiselliklerinin ifade biçimi olarak gördüğü bir hakikat alt üst oluşuna dayanıyor.

Kapitalizmin imge üretimine karşı sosyalistlerin karşı bir estetik üretimi ve hızın karşısında hakikatin ağırlığını hissettirecek bir biçime ihtiyacı ise devrimci belleğin korunması ve bu belleğin yeni kuşaklara ve mücadelelere aktarımı açısından önem oluşturuyor. Bu yazı da yaptığımız çalışmada bunla bağıntılı. Susan Meiselas’ın Nikaragua’da Sandinist başkaldırının içinde çektiği fotoğraflar devrimci estetiğin üretimi ve nasıl olması gerektiğine dair cevaplar üretirken, hakikatin içinden oluşturulan imgelerin hem devrime giden dönemdeki etkisini hem de bugüne uzanan etkilerini görebiliyor ve fotoğraf sanatının belleğin korunması ve aktarımındaki işlevselliğini anlayabiliyoruz.

Susan Meiselas’ı tanıtırsak, ABD’li bir fotoğrafçı olan Susan Meiselas 1970’li yıllardan itibaren Nikaragua, El Salvador, Kürdistan gibi başkaldırının olduğu coğrafyaları gezerek ezilenlerin yaşadıkları koşulları ve mücadelelerini fotoğraflayarak dünyaya aktarıyor. Özellikle Nikaragua’da 1978 ve 1979 yıllarında çektiği fotoğraflar Sandinist devrimin gelişimi ve devrimin içindeki estetiği anlatması açısından önem taşıyor. Nikaragua’da çektiği fotoğrafları 1991 yılında ”Devrimden Fotoğraflar” adıyla belgesel filme de dönüştüren Meiselas’ın çalışmasını onun fotoğrafları dönemlere ayırarak aktarması ve içindeki anlatılarla birlikte yayınlıyoruz.

Susan Meiselas

Giriş

”Buraya gelmek benim için oldukça ilginç  bir deneyimdi.  Nikaragua’dan edindiğim genel izlenime göre herkes bir şeyler olmasını bekliyordu ve bu bekleyiş kendi yapacakları şeyler içindiÇektiğim fotoğrafların, oradaki hayatın dokusuyla ilgili küçük bir ipucu verebileceğini hissettim. Ama çok küçük.. 

Orada öncelikle altı hafta geçirdim. Çünkü tüm hissettiğim, aslında orada yaşananlara dair hiçbir şey yapamıyor olmam ile ilgiliydi.  Sadece, orada olup biten olaylar ile ilgili değil, ayrıca insanların olaylar karşısında nasıl hissettikleri ile de ilgiliydi. Bu beni rahatsız ediyordu çünkü bir savaş fotoğrafçısı gibi hissetmiyordum  ve oraya bu amaçla gitmemiştim. Ayrıca olayların nasıl gerçekleştiğiyle gerçekten çok fazla ilgileniyordum ve bu üstünkörü bir ilgi değildi.” Susan Meiselas

Somoza Rejimi

Somoza diktatörlüğüne karşı gerçekleşen bir eylemde hayatını kaybeden öğrencilerin anısına yapılan bir anıt. Juigalpa, 1978.

1971 yılında Nikaragua

Nüfus: 2,2 milyon

Hükümet: 1936’dan bu yana Somoza ailesi tarafından yönetiliyor

Arazi: Nüfusun% 5’i tarım arazilerinin % 58’ine sahipken Somoza ailesi %23’üne sahipti

Zenginlik: Nüfusun% 50’sinin yıllık ortalama geliri 90 Dolardı.

Konut: % 80 susuz, % 59 elektriksiz, % 47 sıhhi tesisatsız, % 69 toprak zeminli

Okur-yazarlık: Ülke çapında% 57, kırsal alanlarda% 80

Sağlık: Bölgesel ölümlere yol açan sıtma, tüberküloz, tifo ve gastroenterit gibi hastalıkların yanı sıra, yeni doğan her 1000 çocuktan 102’si ölüyordu. Her 10 ölümden 6’sına ise tedavi edilebilen bulaşıcı hastalıklar neden oluyordu.

“Silahsız bir halk savaşıaskeri darbeye benzemez. Bu uzun ve sessiz bir yıpratma savaşıdır. Bir çok insan öldü, binlercesinin akıbeti hala bilinmiyor. Haberlerse yalnızca önemli olanları aktarıyor. Bu, son saldırılar ile başlayan yeni bir süreç değil. Mücadelenin içinde yaşayan bizler biliyoruz ki; gün geçtikçe çatışmaların şiddeti artıyorbir şeyler yaşanıyorBu çok uzun bir tarih, tıpkı taşları üst üste koyarak ev yapmak gibi.” German Pomares, 28 Mayıs 1979’da Jinotega’da bir çatışmada hayatını kaybeden FSLN Komutanı 

Bir paramiliter silahla arama yaparken. 1979.

Sabah erken saatlerde arabaya binip sokaklarda gezerek, olağan dışı bir şeyler aramaya başlamıştım. Bir gün Managua varoşlarında aracımla gezerken bir koku aldım. Burası çok dik bir tepeydi ve tepeye yaklaştıkça koku şiddetini arttırıyordu. Dışarı baktığımda bir insan vücudu gördüm ve durup onu fotoğrafladım. Bu vücudun ne kadar süredir orada olduğunu bilmiyordum ama yarısını akbabaların yiyebileceği kadar uzun süredir orada olduğu belliydi. İki kare daha çektim, sanırım biri renkli biri siyahbeyazdı. Sonrasında gittim. İnsan vücudundan oluşturduğum o görüntüler çok güçlüydü çünkü manzaranın güzelliğiyle ters düşüyordu. Benim için bu fotoğraf, Nikaragua halkının neden bu kadar öfkeli olduğunu anlayabilmem için çok önemliydi. Diğer yandan Amerikan kamuoyu, bu görüntü ile gerçeklik algısını ilişkilendirmedi ve gördükleri şeyi önemsemediler.” Susan Meiselas

Managua’nın dışında bir tepe olan “Cuesta del Plomo”, ulusal polisin katlettiği insanların bedenini taşıdığı bir yer olarak biliniyordu.
1978 yılında Monimbo’da bir Somoza destekçisinin yakılan evinin üzerindeki duvar yazısı: ”Norma Gonzalez nerede? Diktatörlük cevap vermeli.”
Matagalpa, 1978.

”Sevgili ailem; eminim ki benim son aylarda ki sıra dışı tutumumu fark etmişsinizdir. Artık partilere gitmiyorum. Bir görünüp, bir yok oluyorum. Tüm bunların nedeni bir süredir FSLN üyesi bir devrimci olmamdır. Bu davranışımın arkasında yatan nedenler şunlardır: Binlerce işçi ve köylü çocuğu açlığa katlanırken, yetersiz beslenmeden veya yetersiz tıbbi bakımdan dolayı hayatını kaybederken, ben yirmi yıl boyunca çılgınlar gibi eğlendim ve hayatın tadını çıkardım. Ülkemiz sefalet ve geri kalmışlık ile dolu. Tüm Nikaragualıların, halkımızın özgürlüğü için savaşmak gibi kutsal bir görevi var. Bizim jenerasyonumuz geçmiş jenerasyonların yapması gerekeni yapıyor. Siz, bizlere suçun ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü esir edilmiş bir Nikaragua bıraktınızÇocuklarımızın da bizi aynı şeyler ile suçlamasını istemiyoruz. Gençler için Somoza rejiminin bataklığı dayanılmaz bir hale geldi. Eğer ailelerimiz bu çürümüş düzen ile yaşamayı kanıksadıysa, bizler hayatlarımızı riske atma pahasına buna bir son vermeye hazırız. Vatanseverlerin, dürüst insanların, halkı için her şeyi feda etmeye hazır olanların bulunduğu dağlara gidiyorum.” Edgard Land Sacasa‘nın ailesine yazdığı mektubun bir bölümünden yapılan bir alıntı. 

Edgard’ın babası Federico Lang, zengin bir Nikaragualı iş adamıydı ve Somozo’nın destekçisiydi. Edgard 16 Nisan, 1979’da ulusal polis tarafından öldürüldü. 

Ayaklanma

30 Temmuz 1978 tarihli New York Times dergisinin kapağı: ”Nikaragua’da Ulusal Ayaklanma”, ”Maskeli isyancılar el yapımı bombalarla silahlanıyorlar”.
30 Eylül 1978. Nikaragua halkının ayaklanması bir Brezilya dergisinde anlatılıyor.

”Bir gün, Jinotepe’de bir çekimden sonra bazı öğrenciler, dağlarda aylar önce öldürülen Arlen Siu adında genç bir kadının portresini taşıdılar. Bu noktada, sokağın aşağısında heyecanlı şekilde slogan atan göstericilerden biri beni ABD yapımı bir kurşunla karşı karşıya bıraktı ve burada ne yaptığımı, hangi tarafta olduğumu sordu. Bu “neden fotoğraf çekiyorum” yada “ne için fotoğraf çekiyorum” sorularının çok ötesindeydi. Çok önemli bir andı. Bu olay bir Amerikan olarak ABD’nin diğer ülkelerde yaptıklarını bilme sorumluluğumun olduğunu açıkça ortaya çıkarmıştı.” Susan Meiselas

Jinotepe, 1978. Katledilen öğrenci liderleri için yapılan eylemde protestocular 1975’de dağda hayatını kaybeden FSLN gerillası Arlen Siu’nun fotoğrafını taşıyor.
Matagalpa, 26 Ağustos 1978. Halk ayaklanmasının ilk günü.

Nihai Saldırı

Eylül, 1979. Halk ayaklanması Masaya’da.

..Zamanında, savaş sadece siyah-beyaz olarak mı gösterilmeliyoksa gösterilmemeli mi hakkındaki tartışmalarda pozisyon almamıştım. İlk önce biri siyah beyaz, diğeri renkli iki kamera ile çalıştım, ama artan bir şekilde anı yakalamanın daha iyi bir  çıkarttığını hissetmeye başladım. Direnişin coşkunluğu ve olumlu havası, mekanın fiziksel hissiyatı da eklenince renklerde çok daha iyi ortaya çıktı.” Susan Meiselas

Matagalpa. Sandinistler ulusal polisin olası karşı saldırısına karşı barikatlarda bekliyorlar.
Eylül, 1978. Paris Match dergisinin bir sayfası.
Çatışmada ölen bir gencin arkasındaki duvar yazısı: ”Ulusal Polis Monimbo’dan defol. İnsanlar Somoza yüzünden ölüyorlar.”
Esteli, 1979. Kadınlar ölen insanların yakılan bedenlerini izliyorlar.
Monimbo, 1979. Yerel halktan bir kadın hayatını kaybeden kocasının bedenini evlerinin arka bahçesinde yakmak için taşıyor.
Matagalpa, 1978. Sandinistler silahlarla sokakların köşelerini kontrol altında tutuyorlar.
Esteli, Haziran 1979.
Managua, 1979.
Esteli’de Sandinistler gündelik rutinlerinin içindeyken.
San Isidro’nun alınmasından bir saat sonra.
Masaya, 1979. Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi militanları.
Somoza diktatörlüğünün bombardımanlarından korunmak için halkın yaptığı sığınaklardan biri.
Masaya, 1979. Bir direnişçi mahallesinde nöbet tutarken.
Jinotepe ele geçirilirken öldürülen bir polisin bedeni Somoza’nın portresiyle birlikte yakılırken. Temmuz, 1979.
Sandinistler başkent Managua’ya doğru ilerlerken. Temmuz 1979.
Managua, 1979.
19 Temmuz 1979. Sandinistler, başkent Managua’yı da Somoza diktatörlüğünden kurtarıp sonrasında ”Devrim Meydanı” olarak anılacak şehir meydanında devrimin zaferini kutlarken.
Devrimden sonra Managua’da bir duvara çizilen Sandinist gerilla resmi.

“Tarih, mezarlıkların zilleri çalmasıyla  ya da barışçıl bir şehre karşı tankların bombalamasıyla sona ermez. Tarih, insanların ölmesine rağmen, ideallerinin halkta hala yaşamaya devam ettiği anda başlar.” Pedro Joaquin Chamorro.

Muhalif bir gazete olan La Prensa’nın editörü Chamorro, 10 Ocak 1978’de Somoza diktatörlüğü tarafından öldürülmüştü.

Yeniden Yapılanma

Sandinistlerin eğitim kampanyasıyla birlikte okuma-yazma öğrenimine başlayan kadınlar.
Devrim öncesinde ulusal polisin halka saldırırken kullandığı tankların üstünde artık çocuklar oyun oynarken. Managua, 1980.
Yeniden yapılanmayla birlikte mahallelere kaldırım ve yol yapılırken.
Laborio, 1983. Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi önderleri için yapılan bir anıt.

Molotoflu Adam

Somoza’nın Nikaragua’dan nihai olarak kaçmasından bir gün önce Temmuz 1979’da Susan, Sandinist Pablo ‘Bareta‘ Arauz’u diktatörlük rejiminin kontrolü altındaki Somoza Ulusal Polis servisinin son kalan birliklerinden birine molotof kokteyli fırlatırken fotoğrafladı. Süregelen aylar ve yıllarda bu fotoğraf, Nikaragua devriminin sembollerinden biri haline dönüştü. “Molotoflu Adam” ülkenin her yerinde görülebilir hale geldi. Sandinist devrimin birinci yıl dönümünün anmasında tişörtler, broşürler ve reklamlarda bu fotoğraf yer aldı. Yirmi beş yıl sonra ise, Bareta’nın portresi Somoza diktatörlüğüne karşı Sandinist başkaldırının resmi sembolü olarak benimsendi. 

Benim için oldukça şaşırtıcıydı, aslında bu nedenle sadece Nikaragua’da değil, uluslararası alanda da ünlü oldum. Sakin ve mutlu hissediyordum.  Aslına bakılırsa her zaman devrimin bir parçası olarak kaldım. Sandinist Cephenin zaferinden sonra, sürekli olarak devrimin görevlerine katıldım. Sandinist Cephe için oy verdim. Tüm bunlardan bağımsız olarak Sandinist Cephe seçimleri kaybetti. Gelecek rejimin ne olduğuna bakmadan, Sandinist kalmaya devam ettim ve vicdanım ölene kadar Sandinist kalmaya devam edecek. ” Pablo ‘Bareta’ Arauz

1990 yılında ”Devrimden Fotoğraflar” belgeseline verdiği röportajdan bir alıntı.

Pablo ‘Bareta’ Arauz ve oğlunun 1991 yılında çekilen bir fotoğrafı.

Geçmişi Yeniden Keşfetmek

Temmuz 2004’de, Somoza rejimin devrilişinin 25.yıl dönümü anması için, Susan 1978 ve 1979 yılları arasında çektiği fotoğraflarının çerçevelendirilmiş halleriyle birlikte Nikaragua’ya döndü .“Geçmişi Yeniden Keşfetmek’‘ adı verilen bu projeyle birlikte fotoğraflar şehrin duvarlarına ve açık alınlarına yerleştirildi ve böylece fotoğraflar asıl olarak ortaya çıktığı yere dönmüş oldu. 

Kaynak

http://www.susanmeiselas.com/latin-america/nicaragua/