ÜTOPYAYA İMAN: KARA PANTER PARTİSİ!

“Adaletsizliğin kendine özgü bir hissi vardır: Istırap ve İsyan”
(Alain Badiou-Sonsuz Düşünce)

68’in 50.yılı… Bazı düşünürler tarafından (Wallerstein) “Dünya Devrimi” payesi bile verilen modern çağın bu en önemli tarihsel momenti gerek dünyada gerek ülkemizde çeşitli açılardan tartışılıyor, tasvir ediliyor: Üçüncü Dünya adı verilen coğrafyalardaki anti-kolonyalist uyanış, anti emperyalizmin ikonik direnişlerine dönüşen Vietnam ve Küba, başta Fransa ve İtalya’daki işçi-öğrenci hareketleri, ülkemizde 15-16 Haziran işçi yürüyüşleri ve silahlı mücadele pratiği/71 kopuşu…

Barış güzellemeleri, hippiler, cinsel devrim fetişizmi de cabası.

Bütün bu 68’i değerlendirme hengamesi içerisinde bazen bilinçli bazen de utangaç bir biçimde ihmal edilen örnek ise ABD’deki siyah hareketi (Kara Özgürlük Hareketi). Bu harekete karşı takınılan üvey evlat muamelesi tavrının sebepleri elbette bambaşka bir yazının ve polemiğin konusu. Neyse ki tam da böyle bir zamanda siyah hareketiyle ilgili bir kitap, bu görmezden gelme haline nazire yaparcasına imdada yetişti ve geçtiğimiz aylarda Türkçe’ye de çevrildi: ”Kara Panter Partisi’nin Hikayesi-Tüm İktidar Halka!”

KİTABIN DERDİ VE ÖNEMİ

Kara Panter Partisi’nin Hikayesi; ABD’deki 68 hareketinin sembol isimlerinden biri olan ve daha önce Vietnam üzerine de araştırmalar yapan Terry Cannon’un içeriden, radikal ve isyancı bir dille kaleme aldığı bir tür belgesel, broşür, kitap.

Yazar bu çalışmadaki amacını: ”Kara Panterlerin kendilerini tanımladıkları meşru isyan alanlarını açıklamaya ve tanıtmaya çalıştım.” şeklinde dile getiriyordu. Dönemin en özgün deneyimlerinden olan Kara Panterlere ilişkin Foucault, Jean Genet gibi isimlerin aforizma soslu –biraz da magazinel- övgüleri ve Mumia Ebu Cemal’in “Biz Özgürlük İstiyoruz” kitabı dışında çok fazla bilgi ve tanıklık olmadığı göz önünde bulundurulsa bu eserin çölde vaha efekti taşıdığı aşikar.

PARTİ’NİN KURULUŞU: ”SOSYALİST BİR ÖRGÜT HALKIN ÖFKE BANKASIDIR!”

Bobby Seale ve Huey Newton

“Siyahilerden oluşan bir kalabalık, kaldırımda toplanmış sokağa taşıyor… Oakland-Kaliforniya… Getto sokakları…Dört bir yanda polisler; kaldırımlardaki insanlara bağırıyorlar: Hadi basın, evinize girin… Polislerin ellerinde pompalı tüfekler ve yüzlerinde sinirli gergin bakışlar.

Sokakta, arabalarının yanında duran iki siyahi genç adam bütün ilgiyi üzerine topluyor. Bu iki adam, Huey Newton ve Bobby Seale, özsavunma için yeni kurulan Kara Panter Partisi’nin başkanı ve savunma bakanı. Tarih, 1967 yılının başları.

Newton ve Seale bir kasırganın gözleri gibiler. Tamamen hareketsiz duruyorlar. Aniden polislerden biri tabancasıyla Newton‘un üzerine yürüyor ve soruyor:

-Sen bir Marksist misin?

Newton pompalı tüfeğinin içine bir mermi sürüyor. Silahından gelen ‘klak’ sesi kalabalığı susturuyor:

-Sen bir faşist misin? diye yanıtlıyor.

Polis, elini silahından çekiyor ve hızlıca polis arabasına geri dönüyor.” (KPP’nin Hikayesi, Syf:9-10-11)

Yukarıda belirtildiği üzere bir tür belgesel-anlatı niteliği taşıyan çalışmada Kara Panterlerin kuruluşu, gelişmesi ve dağılması sürecine; hareketin kurucularından Huey Newton’un yaşamı dolayımından zum yapılıyor.

Huey 7 çocuklu bir ailenin en küçüğü. Eğitim hayatı iki yaşındayken taşındıkları Oakland-Kaliforniya’da başlar ve o da herkes gibi okulda Amerika’nın “fırsatlar ülkesi”, ”demokrasinin mabedi” olduğu gibi hurafelerle yetişir. ”Liseden mezun olduğunda okumayı bile zorlukla başarabiliyordu. Öğretmeni ona okumak istediği anlamlı olan hiçbir şey vermemişti. Ve okul ona ırkı hakkında hiçbir şey öğretmemişti. Siyah ırkın tarihini yaşayarak öğrendi. Kendi kendine tüm siyahların sorduğu soruyu soruyordu: “Biz siyah topluluklar nasıl özgür olabiliriz?” Artık okumak için bir nedeni vardı.”(Syf:14-15)

BİR KİTAP NE YAPABİLİR: BİR KİTAP HAREKET KURAR!

Okumaya sorgulamaya başlayan Huey’in yaşamındaki kırılma anı ve onu liderliğe götüren milat: Frantz Fanon’un kült kitabı Yeryüzünün Lanetlileri!

Ülkesi Cezayir’in Fransa’dan kurtuluşunu isteyen Fanon’un Fransa-Cezayir çatışması özelinde sunduğu reçete ve öngördüğü yöntem ufuk açıcı ve yol göstericiydi: ”Sömürgelerde yaşayan, hayatları ve emekleri,  kendilerini zengin eden egemenler tarafından kullanılanların bir devrim yapana kadar insan olması ve insanca yaşaması mümkün değildir.” (Syf:15)

Yani Fransa’nın politik gücünü kırmanın şartı şiddettir ve sadece şiddet bedel ödetir!

Fanon’un ardından siyah hareketinin bir diğer ikonik ismi Malcolm X’in örnekliğiyle tanışması Huey’in gelişimi; dolasıyla Parti’nin nüvelerinin oluşması açısından bir başka eşik olarak kaydedilmeli.

VE PARTİ, HALKIN UMUDUNU YÜKLENİYOR!

Fanon’un kitabı, Malcolm X’in makaleleri… Bu iki önemli uğraktan sonra: “Huey’in tek yapması gereken Oakland-Kaliforniya’da etrafına bakmaktı.” (Syf:17)

Okul arkadaşı Seale ile beraber örgütlenmenin temellerinin atıldığı yer malum: Oakland. Peki isim olarak neden Panter tercih ediliyor: ”Panter, doğası gereği hiçbir zaman saldırmaz; ama biri ona saldırırsa ya da onu köşeye sıkıştırırsa saldırganı kesinlikle, adamakıllı tamamen yok eder!” (Syf:20)

KPP’nin mottosu: Özsavunma/haksızlık karşısında doğrudan eylem!

Parti, yapısı itibariyle Marksist-Leninist tarzda bir örgütlenmeydi. ABD’deki diğer komünist hareketlerden ayrılan tarafı: Beyaz, kapitalist, ırkçı devlet terörüne karşı halkın doğrudan-silahlı karşı koyma ilkesiydi. Bunun içindir ki ilk örgütlenmelerinin adı: “Black Panther Party For Self-Defense” (O dönem Martin Luther King öncülüğünde yürütülen Medeni Haklar Hareketi’nin ılımlılığı, saldırılar karşısındaki kırılganlığı ve sınırlı başarıları da daha agresif bir hamle gerekliliğini dayatmıştır sanki.)

SAVUNMA, KİTLESELLİK VE PROGRAM

Partinin iki numarası ve savunma bakanı Bobby Seal’in bir mesajı yönteme, savunmaya dair özet niteliğinde: ”Biz sadece dik duruyoruz, duracağız ve kendimizi savunmaya hazırız. Halkı onlar için ölebileceğimiz konusunda eğittik.”(Syf: 41)

Kitleselleşmek için adres, sokaklardır; ama amaçlanan nedir ve bu amaca hangi programla yürünecektir?

KPP’nin neye inandığını ve neyi temsil ettiğini Newton ve Seale kağıda döktüler.

İşte bu “10 Aşamalı Program”

1-Özgürlük istiyoruz!

2-İnsanlarımız için tam istihdam istiyoruz!

3-Kapitalistlerin siyah toplumu sömürmesinin son bulmasını istiyoruz!

4-Barınabileceğimiz düzgün konutlar istiyoruz

5-Gerçek tarihimizi öğrenebileceğimiz nitelikli eğitim istiyoruz!

6-Siyah erkeklerin askerlikten muaf tutulmasını istiyoruz!

7-Polis cinayetlerinin son bulmasını istiyoruz!

8-Hapishanelerdeki siyahlara özgürlük istiyoruz!

9-Mahkemelerde adil yargıla(n)ma ve jüri istiyoruz!

10-Siyahi topluluğun ulusal kaderini tayin için halk oylaması istiyoruz!

“10 Aşamalı Program” planını hayata geçirmek için Panterler Kaliforniya sokaklarına çıktılar. İşe, ölümlü kazalara yol açan ışıksız bir caddeye trafik ışığı yaptırarak başladılar. Ardından kendi siyahi tarihlerini öğrenecekleri okullar kurmaya sıra gelmişti; sonrasında sağlık hizmetleri, sabahları yüzlerce çocuğa okula gitmeden verilen kahvaltı ziyafeti ve diğer sosyal hizmetler… (Syf:38-39)

KARA PANTERLER IRKÇI MI?

“Irkçılığa karşı ırkçılıkla mücadele etmiyoruz. Biz ırkçılığa karşı dayanışmayla mücadele ediyoruz. Sömürücü kapitalizme karşı siyah kapitalizmle mücadele etmiyoruz. Biz kapitalizme karşı sosyalizmle mücadele ediyoruz. Ve biz emperyalizme karşı daha fazla emperyalizmle mücadele etmiyoruz. Biz emperyalizme karşı proleter enternasyonalizmle mücadele ediyoruz.” Bobby Seale

KPP’ye yönelik en mühim soru işaretlerinden biri ırkçı karakterinin olup olmadığı.

Kuruluş aşamasındaki “siyah” doz, milliyetçiliğe yapılan libidinal bir yatırım değil; yaşanan “kendine has” gerçekliğe ve soruna zorunlu bir dominant vurgu olarak değerlendirilmeli. Bu tarz flulukların giderilmesi için Hareket’in salt ABD içindeki azınlık mücadeleleri ve ilerici hareketlerle hiç bitmeyen koordinasyonuna bakmak bile yeterli.

Huey: “Öncelikli amaçlarımızdan biri bu ülkede ve tüm dünyada ırkçılığı yok etmektir. Beyazlardan nefret etmiyoruz. Zalim insanlardan nefret ediyoruz. Zaten devrimci bir milliyetçi olmak için mecburen sosyalist olmak zorundasınız.” (Syf:53.54)

Mikro-ulusal kapalı devreliliğe yüz verilmemiş; Enternasyonal karakter hep diri tutulmuştur. Unutulmamalı ki ilk örgütlenişinden itibaren Panterler Latin Amerika ve Asya’daki (Vietnam, Kuzey Kore, Çin) devrimci hareketlerle ve kadrolarla hep temasta oldu. Vietnam’a, ABD ordusuyla savaşmak için, desteğe giden militanlarının olduğu biliniyor.

KPP VE KADINLARA BAKIŞ

68 ve kadın hareketi, genellikle cinsel özgürlükler bağlamına sıkıştırılıp tartışılırken Kara Panterlerin bu konudaki pratiğine ciddi haksızlık yapılması ilginç. Belki başlangıçtaki “Siyah Gücü” anlayışından öne çıkan erkeklik tonu eleştirilere sebep olsa da merkez komite dahil örgütün her alanında kadınlara (afişler, posterler dahil) yer verilmesi ve haklarının teslim edilmesi erillik ithamlarını ekarte ediyor.

“KPP’nin bir başka olumlu katkısı da teşkilâtta ve toplumun her kademesinde kadınların eşitliğini savunması ve uygulaması olmuştur. KPP’nin bu siyaseti uyguladığı dönemde kara ulusalcı teşkilâtların çoğuna göre, kadının rolü eviyle ve/veya erkeğinin bir adım arkasında durmakla sınırlıydı ve ülke çapında kadın hakları hareketi henüz tartışma aşamasındaydı.”

“Takdir etmeliyiz ki bir kadın bir erkek kadar devrimci olabilir ve erkekle aynı öneme sahiptir.” (Syf:80)

FBI’IN CADI AVI: KPP’NİN ZAYIFLAMASI VE FESİH

1969 yılında FBI ve polis tarafından evine yapılan baskında katledilen Kara Panter Partisi liderlerinden Fred Hampton’un öldürülmesi sonrasında onlarca kurşun deliği oluşan yatak odası.

Dönemin FBI başkanı Edgar Hoover tarafından “en büyük iç güvenlik tehdidi” olarak tanımlanan Parti’nin dağılmasında, FBI’ın yürüttüğü yasadışı “Karşı İstihbarat Programı”nın ve lider kadrolarına yönelik suikastlerinin büyük etkisi olacaktı. FBI’ın sistemli muhbirlik ve dezenformasyon faaliyetleri sonucu lider kadroları arasında oluşan çatlaklar, 1980’lerde Parti’nin feshine yol açtı.

Fred Hampton

SON SÖZ YERİNE: PANTERLERE DAİR

Marx’ın en derinlikli görüşlerinden birine (Feuerbach Üzerine 6. Tez) uygun olarak burada “insanları oldukları şey yapanın onların pratikleri” olduğunu söylemenin tam da sırası. Toplum insanların karşılıklı eyleminin ürünü olduğu ölçüde, toplumların hareketini anlayabilmek ancak onların praksislerinden itibaren mümkündür.

21.yüzyılın ilk çeyreğinde son sürat ilerlerken; politik alternatif eksikliğinden, kolektif ideallerin yıkılmasından ve somut ütopyaların çok az ses getirmesinden şikayet edip durmaktansa geçmişteki önemli direniş, varoluş momentlerine yüzümüzü dönmek (bunaltıcı tespitler yapmaktansa) daha sahici bir çaba olacaktır. İşte tarihsel o “an” lardan biri yani Kara Panterler deneyimi özgünlükleri ve defolarıyla adeta bir direniş laboratuvarı işlevi görüyor. Yoksul mahallelerde oluşturulan dayanışma, özerklik, alternatif karşı-kültür pratikleri, halkın gönlüne dokunan sosyallikler, özsavunma/doğrudan-silahlı eylem pratiği vd.

Bitirirken son sözü Panterlerin liderine bırakalım:

“Çocuklarımızın yanlış eğitim almasına ve dejenere olmasına izin veremeyiz!

Yozlaşmış sendikaların işçileri yönlendirmesine izin veremeyiz!

Reformistlerin iç yapı çürürken yüzeyde olanları temizlemelerine izin veremeyiz!

BİR DEVRİME İHTİYACIMIZ VAR: TÜM İKTİDAR HALKA!”